TTK Geçici 7. madde uyarınca sicilden resen terkin edilen bir şirketin alacaklısının, şirketin yeniden hukuki varlık kazanmasını sağlamak için başvurabileceği 'ihya' ve 'ek tasfiye' yolları arasındaki temel fark nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/340, K. 2023/1236 sayılı kararında, mahkemenin bu iki yoldan birini seçerken hangi ilkeyi gözetmesi gerektiği belirtilmiştir?
Temel fark, hukuki nitelikleri ve sonuçlarındadır. 'İhya' (yeniden canlandırma), şirketin sicilden terkin işleminin usulsüz veya hukuka aykırı olduğunun tespiti üzerine, bu işlemin iptaliyle şirketin terkin öncesi hukuki statüsüne tam olarak geri döndürülmesidir. 'Ek tasfiye' (TTK m. 547) ise, usulüne uygun bir terkin işleminden sonra unutulmuş veya ortaya çıkmış bir malvarlığı değerinin tasfiyesi ya da bir davanın takibi gibi sınırlı bir amaç için şirkete geçici olarak yeniden hukuki varlık kazandırılmasıdır. YHGK'nın anılan kararında, mahkemenin davacının menfaatler dengesini ve hukuki yararını gözetmesi gerektiğini belirtmiştir. Eğer davacının amacı, bir alacağı tahsil etmek için sadece taraf teşkili sağlamak gibi sınırlı bir amaç ise, daha basit ve amaca uygun olan 'ek tasfiye' yoluna gidilmelidir. İhya, daha köklü bir sonuç doğurduğundan ve terkin işleminin hukuka aykırılığının ispatını gerektirdiğinden, alacaklının amacına ek tasfiye ile ulaşılabiliyorsa ihya talep etmekte hukuki yararı bulunmadığı kabul edilmelidir. Mahkeme bu durumda, talep ihya olsa bile, ek tasfiyeye karar vermelidir.