İmar kirliliğine neden olma suçunda (TCK m. 184), ruhsatlı bir binanın balkonlarının PVC doğrama veya duvar örmek suretiyle kapatılması eylemi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2015/176, K. 2018/503 sayılı kararına göre neden 'bina yapma' suçu kapsamında değerlendirilmemiştir? Bu tür eylemlerin hukuki niteliği ve tabi olduğu yaptırımlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84741

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, anılan kararında TCK m. 184'ün sadece 'bina' yapımını suç saydığını, 'yapı' kavramına yer vermediğini belirtmiştir. İmar Kanunu m. 5'teki 'bina' tanımı ise 'kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü' olma gibi unsurlar içerir. Mevcut bir binanın balkonunu kapatmak, bu tanıma uyan yeni ve bağımsız bir bina inşa etmek anlamına gelmez. Bu tür değişiklikler, ancak binanın taşıyıcı unsurunu etkiliyorsa veya başlı başına bir 'bina' niteliği taşıyorsa TCK m. 184 kapsamına girebilir. Aksi halde, eylem İmar Kanunu m. 21 uyarınca ruhsata tabi 'esaslı tadilat' niteliğindedir ve aykırılık durumunda TCK m. 184'teki cezai sorumluluğu değil, İmar Kanunu'nun 32. (yıkım) ve 42. (idari para cezası) maddelerindeki idari yaptırımları gerektirir. Dolayısıyla, bu tür eylemler ilave kullanım alanı kazandırsa dahi, bina bütünlüğü içinde kaldığı ve yeni bir bina niteliği taşımadığı için imar kirliliği suçunu oluşturmaz.