İmar kirliliği suçunda (TCK m. 184), ruhsata aykırı imalatın yapım tarihinin, suçun yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden sonra olduğunun tespiti halinde dahi, sanığın bu imalatı yapan kişi olmaması (örneğin, taşınmazı bu şekilde satın alması) ceza sorumluluğunu nasıl etkiler?
Bu durum, sanığın ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır. TCK m. 184/1, '...bina **yapan veya yaptıran** kişi'nin cezalandırılacağını açıkça belirtmiştir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi (Anayasa m. 38) gereğince, bir kimse ancak kendi işlediği bir fiilden dolayı sorumlu tutulabilir. Dolayısıyla, imar kirliliği suçunda fail, bizzat ruhsatsız veya ruhsata aykırı imalatı 'yapan' (inşa eden usta, kalfa, müteahhit gibi) veya bu imalatın yapılması talimatını veren, finanse eden, organize eden, yani 'yaptıran' (inşaat sahibi) kişidir. Eğer sanık, ruhsata aykırı imalatlar yapıldıktan sonra, taşınmazı bu haliyle satın almışsa, fiili işleyen 'yapan' veya 'yaptıran' kişi kendisi değildir. Suç, önceki malik tarafından işlenmiştir. Sanık, sadece hukuka aykırı durumun devam ettiği bir taşınmazın maliki konumundadır. Bu durum, İmar Kanunu uyarınca kendisine karşı idari yaptırımların (yıkım, para cezası) uygulanmasına neden olabilir, çünkü idari sorumluluk genellikle 'yapı sahibi'ne yöneliktir. Ancak, ceza hukuku açısından, fiili bizzat işlememiş veya işlenmesine iştirak etmemiş olduğu için, TCK m. 184 kapsamında cezai sorumluluğu doğmaz. YCGK'nın 2018/503 sayılı kararında, mahkemenin yapması gereken araştırmalar arasında 'tapu kayıtlarının getirtilerek sanığa ait konutun edinme şekli ve bilirkişi raporunda edinme tarihi olarak gösterilen 24.09.2009 tarihinden önce de sanığın söz konusu yerde oturup oturmadığı saptandıktan sonra...' denilmesi, tam da bu failin tespiti amacına yöneliktir.