Bir şirketin, 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmesi için aranan şartlardan biri, şirketin 'davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davalarının bulunmaması'dır. Bu şartın amacı nedir ve bu kurala rağmen terkin edilen bir şirketin taraf olduğu davada nasıl bir usuli sorun ortaya çıkar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84733

Bu şartın temel amacı, bir şirketin, hukuki bir uyuşmazlığın tarafı iken ve dolayısıyla hak ve yükümlülükleri henüz kesinleşmemişken, tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılmasını önlemektir. Eğer devam eden bir davada taraf olan bir şirket sicilden silinirse, hem o davanın tarafları hem de yargı sistemi açısından ciddi usuli sorunlar ortaya çıkar. Bu kurala rağmen terkin edilen bir şirketin taraf olduğu davada ortaya çıkacak usuli sorun, **'taraf ehliyeti'**nin ortadan kalkmasıdır. Taraf ehliyeti (HMK m. 50), bir davada davacı veya davalı olabilme yeteneğidir ve medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan herkese tanınmıştır. Bir şirketin sicilden terkin edilmesiyle tüzel kişiliği sona erer ve dolayısıyla medeni haklardan yararlanma ehliyeti ile birlikte taraf ehliyeti de ortadan kalkar. Bu durumda mahkeme, taraf ehliyeti kalmamış bir tüzel kişilikle yargılamaya devam edemez. Taraf ehliyeti bir 'dava şartı'dır (HMK m. 114/1-d). Mahkeme, bu eksikliği gidermek için davaya devam edilmesinde hukuki yararı olan tarafa (örneğin karşı tarafa veya şirketin eski ortak/alacaklılarına), şirketin ihyası veya ek tasfiyesi için dava açmak üzere uygun bir süre vermek zorundadır. Bu süre içinde şirketin tüzel kişiliği yeniden tesis edilmezse, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bu durum, adaletin gecikmesine ve ek masraflara yol açar, ki kanun koyucu Geçici 7. maddedeki bu istisna ile tam da bunu önlemeyi amaçlamıştır.