Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'Ali ve Ayşe Duran/Türkiye' kararında, gözaltında ölüme sebebiyet veren polis memurlarına verilen ve daha sonra ertelenen hapis cezası, neden yaşam hakkının (AİHS m. 2) ihlali olarak görülmüştür? 'Kısmi af' olarak değerlendirilmesinin anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84729

İHAM'ın bu kararda ihlal bulmasının temel nedeni, işlenen suçun (gözaltında şiddet sonucu ölüm) vahameti ile uygulanan yaptırım (ertelenmiş hapis cezası) arasında **açık bir orantısızlık** bulunması ve bu durumun **cezasızlık** sonucunu doğurmasıdır. 'Yaşam Hakkına Müdahalelere Karşı Caydırıcı Cezalar Uygulama Yükümlülüğü' metninde de belirtildiği gibi, devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğü, sadece failleri bulup yargılamakla bitmez, aynı zamanda onlara fiilleriyle orantılı ve caydırıcı nitelikte cezalar verilmesini de kapsar. 'Ali ve Ayşe Duran/Türkiye' davasında, mahkeme failleri suçlu bulmuş ancak verilen cezayı önce indirmiş, sonra da 4616 sayılı Kanun uyarınca ertelemiştir. İHAM, bu durumu şu nedenlerle AİHS m. 2'nin ihlali olarak görmüştür: 1. **Caydırıcılığın Kaybı:** Cezanın ertelenmesi, failin fiilen hapis yatmamasını sağlar. Bu durum, özellikle devlet görevlilerinin işlediği ağır suçlarda, devletin bu tür eylemlere müsamaha gösterdiği algısını yaratır ve gelecekteki benzer ihlalleri önlemede caydırıcı bir etki yaratmaz. 2. **Cezasızlık:** Hukuki olarak bir mahkumiyet kararı olsa da, cezanın infaz edilmemesi, pratik anlamda bir 'cezasızlık' durumu yaratır. İHAM, yaşam hakkı ve işkence yasağı gibi mutlak hakların ihlalinde fiili cezasızlığa yol açan uygulamaları kabul etmemektedir. İHAM'ın ertelemeyi bir **'kısmi af'** olarak değerlendirmesi, erteleme kurumunun, sanığın belirli bir süre suç işlememesi koşuluyla cezasının infaz edilmiş sayılması sonucunu doğurmasından kaynaklanır. Bu, devletin bir kanunla, yargının verdiği bir cezayı kısmen veya tamamen affetmesine benzer bir sonuç yaratır. İHAM, AİHS'nin en temel hakları olan yaşam hakkı ve işkence yasağını ihlal edenler için bu tür af veya affa benzer sonuçlar doğuran uygulamaların, devletin pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığını sürekli olarak vurgulamaktadır.