TCK m. 236/3'teki özel içtima kuralı, edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işleyen bir kamu görevlisinin ayrıca 'ilgili suç hükmüne göre' cezalandırılacağını belirtir. Bu 'ilgili suç' ne olabilir ve bu hüküm neden 'görevi kötüye kullanma' (TCK m. 257) suçunun uygulanmasını engeller?
Bu 'ilgili suç', kamu görevlisinin edimin ifasına fesat karıştırma eylemi karşılığında bir menfaat temin etmesi durumunda ortaya çıkan ve TCK'nın 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümünde düzenlenen suçlardır. Bunlar tipik olarak: * **Rüşvet (TCK m. 252):** Kamu görevlisinin, yapması veya yapmaması gereken bir işi yapmak veya yapmamak için yüklenici ile anlaşarak bir menfaat temin etmesi. * **İrtikap (TCK m. 250):** Kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar (zorlama) veya ikna etmesi. TCK m. 236/3 hükmü, bu suçların da ayrıca cezalandırılacağını belirterek, TCK m. 236 ile bu suçlar arasında 'gerçek içtima' ilişkisi kurar. Bu hüküm, aynı zamanda, TCK'nın genel ve tali (sübvansiyonlu) nitelikteki 'görevi kötüye kullanma' suçunun (TCK m. 257) uygulanmasını engeller. Çünkü TCK m. 257/3, 'Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında' görevin gereklerine aykırı hareket etmeyi cezalandırır. Edimin ifasına fesat karıştırma fiili, TCK m. 236'da özel olarak suç olarak tanımlandığı için, fail artık daha genel bir hüküm olan TCK m. 257'den değil, doğrudan özel hüküm olan TCK m. 236'dan (ve menfaat temini varsa rüşvet/irtikaptan) sorumlu tutulur. Bu, 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesinin bir sonucudur.