HMK m. 114/1-c, mahkemenin görevli olmasını bir dava şartı olarak düzenlemiştir. Görev kurallarının kamu düzeninden olması, mahkemenin bu konuda tarafların iradesine bağlı kalmadan karar verebilmesi anlamına gelir. Yargıtay 15. HD'nin 2017/196 E. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesi, bu ilkeyi nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84712

Karşı oy gerekçesi, görev kurallarının kamu düzeninden olmasını ve dava şartlarının her aşamada re'sen araştırılacağı ilkesini (HMK m. 115), çoğunluk görüşünden farklı olarak, dilekçeler teatisi tamamlanmadan dahi karar verilebileceği şeklinde yorumlamıştır. Karşı oy'un temel argümanı şudur: * Yasada (HMK m. 115), dava şartlarının 'davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı' açıkça düzenlenmiştir. Bu, henüz taraflara tebligat yapılmadan, tensip aşamasında dahi görevsizlik kararının verilebileceği anlamına gelir. * Ön inceleme aşamasına ilişkin hükümler (HMK m. 137-142), görev gibi bir dava şartının **en geç ne zaman** incelenmesi gerektiğini gösterir, **en erken ne zaman** incelenebileceğini sınırlamaz. Yani, eğer görevsizlik en başta belliyse, mahkeme bunu tahkikata kadar bekletmek zorunda değildir. * HMK m. 138'in gerekçesinde de, usule ilişkin hususların 'yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği' belirtilmiştir. Bu da, dilekçeler teatisini bekleme zorunluluğu olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Kısacası karşı oy, görev kurallarının kamu düzeninden olmasının mutlak ve öncelikli bir kural olduğunu, bu nedenle diğer usul aşamalarını (dilekçeler teatisi) beklemenin usul ekonomisine de aykırı olacağını savunarak, mahkemenin dosya üzerinden verdiği görevsizlik kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürmüştür.