Bir davanın taraflarından birinin ölümü halinde, HMK m. 55 uyarınca davanın ertelenmesi kuralına rağmen, mahkeme 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' talep üzerine kayyım atanmasına karar verebilir. Bu 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramına hangi durumlar örnek verilebilir?
HMK m. 55'in gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'gecikmesinde sakınca bulunan hal', davanın zorunlu olarak durmasının taraflardan biri veya üçüncü kişiler için telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceği acil durumları ifade eder. Bu durumlara şu örnekler verilebilir: 1. **Delillerin Kaybolma Tehlikesi:** Davada dinlenmesi kritik olan, çok yaşlı veya ağır hasta bir tanığın dinlenilmeden vefat etme riski varsa, mahkeme sadece bu tanığın beyanını tespit etmek için kayyım atayabilir. 2. **Keşif veya Delil Tespiti Zorunluluğu:** Davanın konusunun, zamanla değişebilecek, bozulabilecek veya yok olabilecek bir nitelikte olması (örneğin, bir inşaat hatasının üzerinin başka bir işlemle kapatılacak olması, çürümekte olan bir tarım ürününün durumunun tespiti) ve bu durumun acilen bir keşif veya delil tespiti ile kayıt altına alınması gerekliliği. 3. **İhtiyati Tedbir veya İhtiyati Haciz Kararı Alınması:** Davanın durması halinde, davalının mal kaçırma tehlikesinin bulunması ve bu nedenle acilen bir ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alınmasının zorunlu olması. 4. **Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Sürelerin Dolma Tehlikesi:** Davanın durmasıyla birlikte, yapılması gereken bir usuli işlemin (örneğin bir bildirim, bir başvuru) zamanaşımına veya hak düşürücü süreye uğrama riski bulunması. Bu gibi durumlarda mahkeme, diğer tarafın talebi üzerine, terekeye bir temsil kayyımı atayarak sadece o acil işlemin yapılmasını sağlar ve sonrasında yargılamayı yine mirasçıların tespiti için erteler.