HMK m. 142'nin, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı itirazlarının ön inceleme sonrası ve tahkikat öncesi karara bağlanmasını öngörmesi, 'usul ekonomisi' ilkesiyle nasıl bir bağ kurar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84698

HMK m. 142'deki bu düzenleme, HMK m. 30'da tanımlanan 'usul ekonomisi' ilkesinin somut bir uygulaması ve en önemli tezahürlerinden biridir. Usul ekonomisi ilkesi, yargılamanın makul bir sürede, basit, hızlı ve en az masrafla sonuçlandırılmasını hedefler. HMK m. 142, bu hedefe şu şekilde hizmet eder: 1. **Gereksiz İşlemlerin Önlenmesi:** Bir dava, esasına girilmeden önce, zamanaşımı veya hak düşürücü süre gibi bir nedenle reddedilecekse, bu konunun yargılamanın en başında çözümlenmesi, yıllarca sürebilecek ve sonucu etkilemeyecek tahkikat işlemlerinin (tanık dinleme, keşif, bilirkişi raporları alma vb.) yapılmasını engeller. 2. **Masraf ve Zaman Tasarrufu:** Tahkikat işlemlerinin yapılmaması, hem tarafların (vekalet ücreti, harçlar, delil toplama masrafları) hem de devletin (mahkemenin zamanı, personel emeği) kaynaklarının boşa harcanmasını önler. 3. **Yargılamanın Hızlandırılması:** Davanın esasına girilmeden sonuçlanma ihtimali olan bir uyuşmazlığın, en erken aşamada karara bağlanması, yargılamanın genel olarak hızlanmasını ve mahkemelerin iş yükünün hafiflemesini sağlar. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'birkaç yıl süren usul işlemlerinden ve delillerin toplanmasından sonra... sadece hak düşürücü süre veya zamanaşımı yönünden bir karar verildiği' uygulamaların önüne geçmek, bu maddenin temel amacıdır. Bu, doğrudan usul ekonomisi ilkesine hizmet eder.