Bir şirketin, 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmesi işlemi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/1570 E. sayılı dosyasındaki direnme kararında, kamu düzeniyle ilgili bir işlem olarak mı görülmüştür, yoksa görülmemiş midir? Bu nitelemenin hukuki önemi nedir?
Hayır, kamu düzeniyle ilgili bir işlem olarak görülmemiştir. 'Şirketin İhyasına Karar Verilmesi' başlıklı metinde aktarılan Hukuk Genel Kurulu kararının 22. paragrafında, 'Her ne kadar direnme kararında tasfiye işlemlerinin kamu düzeniyle ilgili olduğu belirtilmiş ise de **6102 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesi gereğince yapılan işlemlerin kamu düzeniyle bir ilgisi bulunmamaktadır.**' denilmektedir. Bu nitelemenin hukuki önemi şudur: Eğer bir işlem kamu düzeniyle ilgili ise, mahkemeler bu işlemin hukuka uygunluğunu, tarafların taleplerinden bağımsız olarak ve yargılamanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) incelemek zorundadır. Bu tür usulsüzlükler, kamu yararını doğrudan etkilediği için görmezden gelinemez. Ancak, Geçici 7. madde uyarınca yapılan resen terkin işleminin kamu düzeniyle ilgili görülmemesi, mahkemenin bu işlemin usulsüzlüğünü her durumda re'sen inceleme zorunluluğunun olmadığı anlamına gelir. Bu yaklaşım, HGK'nın aynı kararda benimsediği 'menfaatler dengesi' ve 'pragmatik çözüm' anlayışını destekler. Buna göre mahkeme, davacının amacı (örneğin sadece bir alacağın tahsili), terkinin usulsüzlüğünü tespit etmekten ziyade, daha basit bir yol olan 'ek tasfiye' (TTK m. 547) ile sağlanabiliyorsa, terkin işleminin usulüne uygun olup olmadığını araştırmadan, doğrudan ek tasfiye kararı verebilir. Eğer işlem kamu düzenine ilişkin olsaydı, mahkemenin bu takdir yetkisi olmaz, her durumda terkinin hukuka uygunluğunu incelemesi gerekirdi.