5237 sayılı TCK m. 217/A'da düzenlenen 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçunun 'somut tehlike suçu' olarak nitelendirilmesi ne anlama gelir? Suçun tamamlanması için kamu barışının fiilen bozulması gerekir mi?
Bir suçun 'somut tehlike suçu' olarak nitelendirilmesi, suçun tamamlanması için, kanunda korunan hukuki değerin (somut olayda kamu barışı) zarara uğramasının değil, zarara uğrama yönünde **açık ve yakın bir tehlikenin** ortaya çıkmasının yeterli olduğu anlamına gelir. Bu, soyut tehlike suçlarından farklıdır; soyut tehlike suçlarında fiilin işlenmesiyle tehlikenin oluştuğu varsayılır, ayrıca bir tehlike tespiti yapılmaz. TCK m. 217/A'daki '...kamu barışını bozmaya **elverişli şekilde** alenen yayan...' ifadesi, bu suçun bir somut tehlike suçu olduğunu gösterir. Madde gerekçesinde de bu husus belirtilmiştir. Bunun pratik sonucu şudur: Suçun tamamlanması için, yayılan gerçeğe aykırı bilgi sonucunda kamu barışının (toplumdaki huzur, sükun ve güven ortamının) **fiilen bozulması, yani bir zarar neticesinin ortaya çıkması gerekmez.** Ancak, yargılamayı yapan mahkemenin, fail tarafından yayılan gerçeğe aykırı bilginin, niteliği, yayılma şekli, zamanlaması ve toplumsal koşullar itibarıyla, objektif olarak kamu barışını bozma potansiyeline sahip, yani bu tehlikeyi yaratmaya **'elverişli'** olduğunu somut olarak tespit etmesi gerekir. Eğer yayılan bilgi, önemsiz, kimsenin inanmayacağı veya kamu barışını etkileme potansiyeli olmayan bir bilgi ise, suçun unsurları oluşmamış sayılır.