İsim değiştirme davası ile soyadı değiştirme davası, TMK m. 27'nin uygulanması açısından aynı hukuki rejime mi tabidir? Soyadı Kanunu'nun bu davalardaki rolü nedir?
Evet, TMK m. 27'nin lafzı 'Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.' şeklinde olsa da, 'ad' kavramının hem öz adı hem de soyadını kapsadığı, doktrin ve Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde kabul edilmektedir. Dolayısıyla, her iki dava da 'haklı bir sebebin' varlığına ve mahkeme kararına tabidir ve aynı usuli rejim (Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülme, nüfus müdürlüğüne husumet yöneltme vb.) uygulanır. Ancak, soyadı değiştirme davalarında, isim değiştirme davalarından farklı ve ek bir hukuki kaynak daha devreye girer: **2525 sayılı Soyadı Kanunu.** Bu kanun, soyadlarının Türkçe olmasını, rütbe, memuriyet, yabancı ırk ve millet isimleri ile ahlaka aykırı veya gülünç kelimelerin soyadı olarak alınamayacağını emreden özel ve emredici hükümler içerir. Bu nedenle, bir soyadı değiştirme davasında mahkeme, davacının soyadını değiştirmek için haklı bir sebebi olup olmadığını değerlendirdikten sonra, ayrıca, alınmak istenen **yeni soyadının Soyadı Kanunu'ndaki bu yasaklara ve şartlara uygun olup olmadığını** da re'sen denetlemek zorundadır. 'İsim Değiştirme ve Soyadı Değişikliği Davası' metninde alıntılanan Yargıtay kararında da, mahkemenin bu araştırmayı yapması ve hatta Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumundan görüş alması gerektiği belirtilmiştir. Bu denetim, isim değiştirme davalarında aynı katılıkta uygulanmaz.