5252 sayılı Kanun m. 9/3'teki 'kül halinde uygulama' ilkesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarihli, 2012/3-909 E. sayılı kararında 'karma uygulama yasağı' olarak nasıl yorumlanmıştır? Bu yasak, lehe kanun tespitinde mahkemeyi nasıl sınırlar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84647

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında 'kül halinde uygulama' ilkesi, 'karma uygulama yasağı' olarak yorumlanmıştır. Bu yasak, mahkemeyi lehe kanun tespitinde şu şekilde sınırlar: Mahkeme, bir uyuşmazlığa uygulanacak lehe kanunu belirlerken, mülga 765 sayılı TCK'nın bazı lehe hükümlerini alıp, yürürlükteki 5237 sayılı TCK'nın başka lehe hükümleriyle birleştiremez. Yani, her iki kanunun da sanık için avantajlı olan kısımlarını seçip, bunlardan melez (karma) bir uygulama yaratamaz. Kararda bu ilke, yargılamanın yenilenmesinde zamanaşımı konusunda somutlaştırılmıştır. 5237 sayılı TCK, m. 66/5 ile yargılamanın yenilenmesinde zamanaşımının işleyeceğini kabul ederek sanık lehine bir düzenleme getirmiştir (çünkü 765 sayılı TCK'da genel bir kural yoktu). Ancak 5237 sayılı TCK'daki zamanaşımı süreleri, 765 sayılı TCK'dan daha uzundur. Mahkeme, 'zamanaşımının varlığı açısından lehe olan 5237 sayılı TCK m. 66/5'i alıp, zamanaşımı süreleri açısından lehe olan 765 sayılı TCK'daki daha kısa süreleri' uygulayamaz. YCGK'ya göre, mahkeme öncelikle hangi kanunun bir bütün olarak lehe olduğuna karar vermelidir. Eğer 5237 sayılı TCK'yı lehe kanun olarak belirlemişse, zamanaşımı sürelerini de yine 5237 sayılı TCK'ya göre hesaplamak zorundadır. Aksi durum, kanun koyucunun iradesine aykırı bir 'karma uygulama' olur ve bu yasaklanmıştır.