Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda (TCK m. 236), eylemin 3628 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle soruşturmanın kural olarak 4483 sayılı Kanun'a (Memurların Yargılanması) tabi olmamasının pratik sonucu nedir?
Bu durumun en önemli pratik sonucu, soruşturmanın başlatılması için kamu görevlisi olan fail hakkında idari makamlardan (vali, kaymakam, bakanlık vb.) **soruşturma izni alınması zorunluluğunun olmamasıdır.** 4483 sayılı Kanun, memurların ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmelerini, yetkili idari mercinin vereceği 'soruşturma iznine' bağlamıştır. Bu, savcının doğrudan soruşturma başlatmasını engelleyen bir muhakeme şartıdır. Ancak, 'Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu' metninde de belirtildiği gibi, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi, bu kanun kapsamındaki suçlar (rüşvet, irtikap, zimmet, ihaleye fesat karıştırma ve **edimin ifasına fesat karıştırma** gibi) için özel bir soruşturma usulü öngörmüş ve 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla, Cumhuriyet savcısı, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun işlendiğine dair bir ihbar, şikayet veya başka bir bilgi edindiğinde, şüpheli kamu görevlisi olsa bile, **doğrudan ve herhangi bir izin almaksızın** soruşturma başlatabilir. Bu, yolsuzlukla mücadelenin daha etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlayan önemli bir istisnadır. (Bu kuralın tek istisnası, metinde de belirtildiği gibi, şüphelinin müsteşar, vali veya kaymakam olmasıdır; bu kişiler için 4483 sayılı Kanun'a göre izin alınması gerekir).