İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan zararlara ilişkin tazminat davalarında zamanaşımı süresi İİK m. 7'ye göre nasıl belirlenir? Bu hükümdeki 'ceza zamanaşımı'na yapılan atfın anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84632

İİK m. 7, bu tür tazminat davaları için ikili bir zamanaşımı süresi öngörmüştür: 1. **Kısa Zamanaşımı Süresi:** Mutazarrır olan (zarar gören) tarafın, zararı öğrendiği günden itibaren **bir (1) yıldır.** Bu, sübjektif bir başlangıç noktasına sahip olan kısa süredir. 2. **Uzun Zamanaşımı Süresi:** Her halde, zarara yol açan fiilin meydana geldiği tarihten itibaren **on (10) yıldır.** Bu, fiilin öğrenilip öğrenilmediğine bakılmaksızın işleyen, objektif ve kesin bir üst sınırdır. Ancak madde, bu genel kurala önemli bir istisna getirmiştir: 'Şu kadar ki zarar ve ziyan cezayı mucip bir fiilin neticesi olupta ceza kanunları bu fiili daha uzun bir müddetle zamanaşımına tabi tutmakta ise hukuk davasında da ceza zamanaşımı cari olur.' Bu atfın anlamı şudur: Eğer icra memurunun kusurlu eylemi, aynı zamanda ceza kanunlarına göre bir suç teşkil ediyorsa (örneğin, görevi kötüye kullanma, zimmet, rüşvet), ve bu suç için TCK'da öngörülen dava zamanaşımı süresi, İİK'daki 1 ve 10 yıllık sürelerden daha uzun ise, hukuk mahkemesindeki tazminat davasında da bu daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Bu ilkeye 'uzamış ceza zamanaşımı' denir ve amacı, suç teşkil eden bir eylemden kaynaklanan tazminat talebinin, ceza davası devam ederken zamanaşımına uğramasını engellemektir.