Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda (TCK m. 236), eylemlerin 'hileli olarak yapılması' şartı, suçun manevi unsuru açısından ne ifade eder? Bu hilenin hem yüklenici hem de kabul makamındaki kamu görevlisi tarafından gerçekleştirilmesi zorunlu mudur?
TCK m. 236/2, maddede sayılan seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için 'hileli olarak yapılması'nı bir şart olarak koşmuştur. 'Hile', bir kimseyi aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun anlamına gelir. Ceza hukuku bağlamında hile, failin, mağdurun veya denetimle görevli kişilerin iradesini sakatlayan, gerçeği olduğundan farklı gösteren aldatıcı nitelikteki hareketlerdir. Bu, suçun objektif bir unsuru olup, fiilin niteliğini belirtir. Manevi unsur olan 'kast' ise, failin bu hileli eylemleri bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesidir. Hilenin hem yüklenici hem de kabul makamındaki kamu görevlisi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi zorunlu değildir. Suç, farklı senaryolarda işlenebilir: 1. **Yüklenicinin Hilesi:** Yüklenici, denetimle görevli kamu görevlisini aldatarak (örneğin, kalitesiz malzemeyi kaliteli gibi gösteren sahte sertifikalar sunarak) eksik veya kusurlu edimi kabul ettirebilir. Burada fail yüklenicidir, kamu görevlisi ise aldatılmıştır. 2. **Kamu Görevlisinin Hilesi:** Kamu görevlisi, yüklenici ile anlaşmadan, kendi inisiyatifiyle, üst makamları veya devleti aldatacak şekilde, eksik veya kusurlu bir ifayı usulüne uygunmuş gibi gösteren sahte tutanaklar düzenleyebilir. 3. **İştirak Halinde Hile:** En sık rastlanan durum ise, yüklenici ile kabul makamındaki kamu görevlisinin fikir ve eylem birliği içinde, hileli bir şekilde, eksik/kusurlu ifayı tam ve usulüne uygunmuş gibi göstermeleridir. Bu durumda her ikisi de suçun müşterek faili olurlar. Dolayısıyla, hilenin varlığı suçun oluşumu için şarttır, ancak bu hilenin kim tarafından veya kimlerin iştirakiyle gerçekleştirildiği, faillik ve iştirak durumunu belirler.