İmar kirliliği suçunda (TCK m. 184), sanığın eyleminin 765 sayılı mülga TCK zamanında suç olmaması ve suçun 5237 sayılı TCK ile ihdas edilmesi, 'zaman bakımından uygulama' ilkesi açısından ne ifade eder? Suç tarihinin tespiti neden kritik öneme sahiptir?
Bu durum, ceza hukukunun en temel ilkelerinden olan 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin bir uzantısı olan 'zaman bakımından uygulama' (TCK m. 7) ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Bu ilkeye göre, bir fiil, ancak işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç ise cezalandırılabilir (nullum crimen sine lege praevia). İmar kirliliği suçu, mülga 765 sayılı TCK'da yer almayan ve 5237 sayılı TCK ile 12.10.2004 tarihinde hukuk sistemimize giren yeni bir suç tipidir. Bu nedenle, suç tarihinin tespiti kritik öneme sahiptir. Eğer ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapma fiili, 12.10.2004 tarihinden önce tamamlanmış ise, o tarihte bu fiili cezalandıran bir kanun hükmü bulunmadığından, 'kanunsuz suç olmaz' ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir. Fiilin bu tarihten sonra işlenmiş olması, suçun oluşabilmesi için bir ön koşuldur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/176 E., 2018/503 K. sayılı kararında da mahkemenin, bilirkişi raporuyla ruhsata aykırı imalatların yapım tarihini kesin olarak saptaması gerektiği, bu yapılmadan hüküm kurulmasının 'eksik araştırma' olacağı vurgulanmıştır. Dolayısıyla suç tarihi tespiti, fiilin suç teşkil edip etmediğini belirleyen temel bir unsurdur.