Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda (TCK m. 236), teşebbüs hükümlerinin uygulanabilirliği hangi koşullara bağlıdır? Bu suçun 'sırf hareket suçu' olmasının teşebbüs açısından anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84597

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, bir 'sırf hareket suçu'dur. Bu, suçun tamamlanması için kanunda tanımlanan hareketlerin yapılmasının yeterli olduğu, ayrıca bir neticenin (örneğin kamunun somut bir zarara uğraması) meydana gelmesinin zorunlu olmadığı anlamına gelir. Teşebbüs (TCK m. 35), failin suç işlemek amacıyla icra hareketlerine başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması halinde söz konusu olur. Bu suçun sırf hareket suçu olması, teşebbüsün mümkün olup olmadığını, icra hareketlerinin 'kısımlara bölünüp bölünemediği'ne bağlar. TCK m. 236/2'deki hareketler kısımlara bölünebiliyorsa teşebbüs mümkündür. Örneğin, 'ihale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi' fiilini ele alalım. Yüklenici, eksik malı teslim etmek üzere yola çıkmışken, henüz teslim işlemi gerçekleşmeden yakalanırsa, suçun icra hareketlerine başlanmış ancak tamamlanamamış olur. Benzer şekilde, metinde verilen örnekte olduğu gibi, 'yüklenici ve kamu görevlisi söz konusu edimin ifasında yani ihale sözleşmesinde belirtilen fiyatın yarısının kendi hesaplarına aktarılacağı hususunda anlaşmış' ancak bu yönde bir işlem yapmadan (örneğin sahte belge düzenlemeden veya ödeme emri vermeden) yakalanırlarsa, eylem hazırlık aşamasında kalır. Ancak, sahte belgeyi düzenleyip ilgili birime sundukları anda icra hareketleri başlamış olur ve menfaati temin edemeden yakalanırlarsa suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılır.