5237 sayılı TCK m. 217/A'da düzenlenen 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçunun başlığı ile madde içeriği arasında olduğu iddia edilen çelişki nedir? 'Yanıltıcı bilgi' ile 'gerçeğe aykırı bilgi' arasındaki fark bu eleştirinin temelini nasıl oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84594

Eleştirel metinde ('Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu') vurgulanan çelişki, suçun başlığının 'Halkı **yanıltıcı** bilgiyi alenen yayma' olmasına karşın, maddenin birinci fıkrasındaki suç tanımında fiilin konusunun '**gerçeğe aykırı** bir bilgiyi... yayma' olarak belirtilmesidir. Bu iki kavram arasındaki fark eleştirinin temelini oluşturur: * **Gerçeğe Aykırı Bilgi:** Objektif olarak doğruluğu kontrol edilebilen ve yanlış olduğu saptanan bilgidir. Olgusal bir yanlışlığı ifade eder. (Örn: 'A şehrinde deprem oldu' demek, oysa olmamıştır.) * **Yanıltıcı Bilgi:** Her zaman gerçeğe aykırı olmak zorunda değildir. Bazen doğru bilgilerin eksik, taraflı veya belirli bir bağlamdan koparılarak sunulmasıyla da bir bilgi yanıltıcı hale getirilebilir. Kişide yanlış bir izlenim veya kanı oluşturmayı hedefler. (Örn: Bir ilacın yan etkilerinden hiç bahsetmeden sadece faydalarını abartarak anlatmak.) Eleştiriye göre, kanun koyucu başlıkta daha geniş bir kavram olan 'yanıltıcı bilgi'yi kullanmış, ancak suçun maddi unsurunu daha dar ve (görece) daha somut olan 'gerçeğe aykırı bilgi' ile sınırlamıştır. Bu durum birbiriyle tam örtüşmeyen iki kavramın kullanılması nedeniyle bir kanun yapma tekniği hatası olarak görülmektedir. Eleştiride, 'madde başlığında var olan hatanın giderilerek başlığın “Gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma” şeklinde düzenlenmesi gerektiği' savunulmaktadır. Bu durum, kanunun 'belirlilik' ilkesi açısından da bir zafiyet olarak değerlendirilebilir.