HMK m. 55, dava sırasında bir tarafın ölümünü düzenlerken, HMK m. 142 ise hak düşürücü süreler ve zamanaşımı def'ilerinin incelenme zamanını düzenler. Bu iki hüküm, birbiriyle ilgisiz görünse de, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/16164 E. sayılı kararında nasıl bir araya gelmiştir? Karşı oy gerekçesi bu durumu nasıl farklı yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84592

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/16164 E., 2016/1487 K. sayılı kararında bu iki hüküm, usuli tebligatın geçerliliği ve hukuki dinlenilme hakkı bağlamında bir araya gelmiştir. Olayda, mahkeme davacının duruşmaya mazeretsiz gelmediği gerekçesiyle dosyayı işlemden kaldırmış (HMK m. 150) ve sonra davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Ancak, davacıya yapılan ön inceleme duruşma tebligatı, aslında davacı o tarihte vefat etmiş olduğu için usulsüzdür. Daire, HMK m. 55'e göre tarafın ölümü halinde davanın ertelenmesi gerektiğini, usulsüz tebligata dayanılarak dosyanın işlemden kaldırılamayacağını belirtmiştir. Bu durum, davacının mirasçılarının hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ihlal etmiştir. Yani, mahkeme HMK m. 142'ye giden yolda (ön inceleme) temel bir usul hatası (HMK m. 55'i göz ardı etme) yapmıştır. Karşı oy ise durumu farklı yorumlamıştır. Karşı oy'a göre, hakimin taraflardan birinin ölümünü kendiliğinden araştırma yükümlülüğü yoktur. HMK m. 55 uyarınca, mirası ret süresi (3 ay) geçtikten sonra, davayı yenileme süresi içinde mirasçıların davaya devam etme iradesi göstermeleri gerekirdi. Mirasçılar bunu yapmadığı için, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi sonuç itibarıyla doğrudur. Bu görüş, sorumluluğu mahkemeden alıp mirasçılara yüklemektedir. Çoğunluk görüşü ise, usulsüz tebligat nedeniyle mirasçıların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ve mahkemenin re'sen gözetmesi gereken usul kurallarına uymadığını savunmaktadır.