Davalı, ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Mahkemenin bu def'i hakkında bir karar vermeden, işin esası hakkında hüküm kurması usulen doğru mudur? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/11815 E. sayılı kararı bu konuda neyi emretmektedir?
Hayır, usulen doğru değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/11815 E., 2017/4523 K. sayılı kararı, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu ve bozma sebebi teşkil ettiğini belirtmektedir. Kararın dayandığı hukuki mantık şudur: Zamanaşımı def'i, HMK m. 142'de belirtildiği gibi, öncelikle çözümlenmesi gereken bir 'ön sorun'dur. Davalı, ıslahla artırılan kısma karşı süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunduğunda, mahkemenin bu def'i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerekir. Çünkü zamanaşımı def'i kabul edilirse, ıslah edilen kısım bakımından dava esasa girilmeden reddedilecektir. Mahkemenin, bu usuli savunmayı karara bağlamadan doğrudan işin esasına girerek hüküm kurması, yargılama usulüne ve HMK'nın emredici hükümlerine aykırıdır. Mahkeme, öncelikle zamanaşımı def'ini değerlendirmeli, eğer def'i reddederse ondan sonra esasa ilişkin incelemesine devam etmelidir.