5237 sayılı TCK m. 66/5'in lafzı '...zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar' şeklinde olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2011 tarihli, 2011/4-203 E. sayılı kararında olağanüstü kanun yolu incelemesinde zamanaşımının 'durduğu' ve itirazın kabulüyle 'kaldığı yerden işlemeye devam edeceği' sonucuna varması bir çelişki midir? Bu farklılığın arkasındaki mantığı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84583

İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, Yargıtay'ın kararı farklı hukuki durumları ayırt etmesine dayanmaktadır. TCK m. 66/5, 'aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren haller'den bahseder ve bunun tipik örneği 'yargılamanın yenilenmesi'dir (CMK m. 311 vd.). Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüyle birlikte, kesinleşmiş hüküm ortadan kalkmaz ama infazı durdurulur ve yeni bir yargılama süreci başlar. Kanun koyucu bu durumda zamanaşımının 'yeni baştan' işlemesini öngörmüştür. Ancak YCGK'nın 22.11.2011 tarihli kararı, 'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı'nı (CMK m. 308) ele almaktadır. Bu, yargılamanın yenilenmesinden farklı bir olağanüstü kanun yoludur. Bu durumda, Özel Daire onama kararıyla hüküm kesinleşmiş ve dava zamanaşımı o anda durmuştur. YCGK, itiraz sürecinde geçen zamanın zamanaşımından sayılmamasını, 'kesin hükmün otoritesi' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleriyle gerekçelendirmiştir. İtiraz kabul edildiğinde, dosya 'derdest' hale gelir ve durmuş olan zamanaşımı, YCGK'nın itirazı kabul ettiği tarihten itibaren 'kaldığı yerden işlemeye devam eder'. Bu yorum, 'yeni baştan başlama' ile 'kaldığı yerden devam etme' arasında bir ayrım yaparak, farklı olağanüstü kanun yollarının farklı hukuki niteliklerine göre zamanaşımını düzenlemeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu bir çelişkiden çok, farklı hukuki kurumlara farklı sonuçlar bağlayan bir yorumdur.