Bir kimsenin, vergi hukuku bakımından 'esnaf' sayılması, Türk Ticaret Kanunu yönünden de 'esnaf' kabul edilmesini gerektirir mi? Kiracının tacir olup olmadığının belirlenmesinde mahkemenin hangi kriterleri araştırması gerektiğini ilgili Yargıtay kararı ışığında açıklayınız.
Hayır, gerektirmez. 'Kira Sözleşmesi ve Kira Bedelinin Tespiti Davası' başlıklı metinde yer alan Yargıtay 6. HD. 2014/13975 E. sayılı kararda da belirtildiği gibi, 'Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, T.T.K. yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez.' Aynı şekilde, ticaret siciline veya odaya kayıtlı olmamak ya da vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında tek başına kesin bir ölçüt değildir. Mahkemenin, bir kiracının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunu belirlerken araştırması gereken temel kriterler şunlardır: 1. **Gelir Sınırı:** Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ilgili Bakanlar Kurulu kararnamesinde (veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde) belirtilen gelir sınırını aşıp aşmadığıdır. (TTK m. 11) 2. **Faaliyetin Niteliği:** Esnafın ekonomik faaliyeti, sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayanır. (TTK m. 15) 3. **Defter Tutma Usulü:** Vergi Usul Kanunu'na göre birinci sınıf tüccar sayılıp bilanço esasına göre defter tutanlar, kural olarak tacir kabul edilir. Mahkeme, bu kriterleri bütüncül olarak değerlendirmelidir. Özellikle, 6101 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi gibi tacir-esnaf ayrımına hukuki sonuç bağlayan hükümlerin uygulanmasında, sadece vergi kaydına bakarak karar vermek eksik inceleme olur. Mahkemenin, kişinin faaliyetinin niteliğini, gelir düzeyini ve sermaye-emek yoğunluğunu araştırması gerekir.