Edimin ifasına fesat karıştırma suçu ile rüşvet veya irtikap suçları birlikte işlendiğinde, TCK m. 236/3'e göre nasıl bir cezalandırma yolu izlenir? Bu hükmün ceza hukukundaki 'gerçek içtima' ilkesiyle ilişkisini açıklayınız.
TCK m. 236/3, 'Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.' hükmünü içermektedir. Bu, özel bir içtima kuralıdır ve gerçek içtima ilkesinin bir yansımasıdır. Normalde, bir fiil birden fazla suçu oluşturuyorsa fikri içtima (TCK m. 44) hükümleri uygulanır ve en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Ancak TCK m. 236/3, bu kurala bir istisna getirir. Edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işleyen bir kamu görevlisi (örneğin, eksik yapılan bir işi tam yapılmış gibi kabul eden kontrol mühendisi), bu eylemi karşılığında yükleniciden bir menfaat (para, hediye vb.) temin etmişse, iki ayrı suç işlemiş olur: 1. Edimin ifasına fesat karıştırma (TCK m. 236) 2. Menfaatin niteliğine göre rüşvet (TCK m. 252) veya irtikap (TCK m. 250). TCK m. 236/3 uyarınca, fail bu iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Yani, edimin ifasına fesat karıştırma suçundan alacağı cezaya ek olarak, rüşvet veya irtikap suçundan da ceza alır. Bu durum, 'gerçek içtima' ilkesinin uygulanmasıdır; çünkü kanun koyucu, korunan hukuki yararların farklılığını (bir yanda kamunun mali menfaatleri ve idareye güven, diğer yanda kamu idaresinin saygınlığı ve dürüstlüğü) dikkate alarak her bir suçun ayrı ayrı cezalandırılmasını emretmiştir.