HMK m. 142, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ilerin yargılamanın hangi aşamasında karara bağlanacağını düzenlemiştir? Bu düzenlemenin amacı nedir ve bu kurala uyulmamasının sonuçları ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84558

HMK m. 142'ye göre, 'Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.' Bu, söz konusu usuli savunmaların, dilekçeler teatisi ve ön inceleme aşamaları bittikten sonra, ancak delillerin toplandığı ve tartışıldığı tahkikat aşamasına geçilmeden hemen önce çözümlenmesi gerektiği anlamına gelir. Bu düzenlemenin amacı, maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, usul ekonomisidir. Eğer bir dava, esasa girilmeden zamanaşımı veya hak düşürücü süre gibi bir nedenle reddedilecekse, yıllarca sürebilecek delil toplama (keşif, bilirkişi, tanık dinleme vb.) gibi masraflı ve zaman alıcı tahkikat işlemlerinin yapılmasının önüne geçmektir. Bu sayede, hem taraflar gereksiz masraf ve emek kaybından kurtulur hem de mahkemelerin iş yükü hafifler. Bu kurala uyulmaması, yani bu def'ilerin tahkikat sonuna bırakılması, usul ekonomisi ilkesine (HMK m. 30) aykırılık teşkil eder. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/11815 E. sayılı kararında olduğu gibi, ıslaha karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin işin esası hakkında hüküm kurulması, kararın bozulması sebebidir.