Devletin yaşam hakkı (Anayasa m. 17) kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinden olan 'etkili soruşturma yükümlülüğü'nün unsurlarından biri 'caydırıcı cezalar uygulama' ilkesidir. Bir polis memurunun taksirle ölüme neden olduğu bir olayda, mahkemenin hapis cezasını adli para cezasına çevirmesi ve taksitlendirmesi, Anayasa Mahkemesi'nin Narin Kurt (GK, B. No: 2018/2540) kararına göre nasıl bir ihlal teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84557

Anayasa Mahkemesi'nin Narin Kurt kararında bu durum, yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlali olarak kabul edilmiştir. Gerekçesi şudur: Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, sadece ölüm olaylarını soruşturmayı değil, aynı zamanda sorumlulara fiilleriyle orantılı ve benzer olayların gelecekte yaşanmasını önleyecek 'caydırıcı' nitelikte yaptırımlar uygulanmasını da içerir. Özellikle devlet görevlilerinin güç kullanımı sonucu meydana gelen ölümlerde, cezasızlık veya cezasızlık algısı yaratacak yaptırımlar kabul edilemez. Narin Kurt kararında AYM, sanık polis memuruna verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilip 10 takside bölünmesini eleştirmiştir. AYM'ye göre bu yaptırım, 'benzer hak ihlallerinin önlenebilmesi ve kişilerin yaşamının korunması bakımından uygun ve yeterli' değildir. Mahkemelerin, takdir haklarını bu tür eylemlere müsamaha gösterildiği izlenimi yaratacak şekilde kullanmamaları gerektiğini vurgulamıştır. Suçun ağırlığı ile verilen ceza arasında açık bir orantısızlık olması, yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının devlet tarafından giderilmediği anlamına gelir. Bu nedenle, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi ve taksitlendirilmesi, cezanın caydırıcılığını ortadan kaldırdığı için Anayasa m. 17'nin ihlalidir.