6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen bir şirketin alacaklısı, şirketin ihyası için dava açmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/340 E., 2023/1236 K. sayılı kararına göre, mahkemenin bu durumda 'ihya' kararı yerine, TTK m. 547 uyarınca 'ek tasfiye' kararı vermesinin hukuki dayanakları nelerdir? Bu iki karar türü arasındaki temel fark nedir?
Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararına göre, davacının amacı şirketi yeniden faaliyete geçirmekten ziyade, sadece derdest olan bir icra takibini sonuçlandırmak gibi sınırlı bir amaç ise, mahkemenin 'ihya' yerine 'ek tasfiye' kararı vermesi daha doğrudur. Bunun hukuki dayanakları şunlardır: 1. **Menfaatler Dengesi:** Tam bir ihya, şirketi terkin öncesi hukuki statüsüne döndürür ve potansiyel olarak tüm alacaklı ve borçlular için yeni bir süreç başlatır. Oysa davacının hukuki menfaati sadece kendi alacağının tahsili ile sınırlıdır. Ek tasfiye, bu sınırlı amaca hizmet eden daha orantılı bir yoldur. 2. **Ek Tasfiyenin Niteliği:** TTK m. 547'de düzenlenen ek tasfiye, tasfiyesi tamamlanmış sanılarak terkin edilen ancak unutulmuş veya sonradan ortaya çıkan bir malvarlığı ya da hukuki uyuşmazlığı olan şirketler için öngörülmüş bir yoldur. Davacının alacağını tahsil etmesi de bu kapsamda bir 'ek tasfiye işlemi' olarak görülebilir. 3. **Geçicilik:** Ek tasfiye, ilgili işlem (davanın sonuçlanması, alacağın tahsili) tamamlanana kadar şirkete geçici bir tüzel kişilik kazandırır ve bu işlem bitince şirket yeniden terkin edilir. Tam ihya ise kalıcıdır. Sınırlı bir amaç için kalıcı bir sonuç yaratmak, kanunun ruhuna uygun değildir. İki karar arasındaki temel fark şudur: **İhya**, hukuka aykırı terkin işleminin iptali niteliğindedir ve şirketi tasfiye aşamasına sokmadan, terkin öncesi faal durumuna döndürür. **Ek tasfiye** ise, terkinin geçerliliğini sorgulamadan, sadece unutulmuş bir işlemi tamamlamak için şirkete geçici olarak yeniden tüzel kişilik kazandırır ve bu amaçla bir tasfiye memuru atanmasını gerektirir. HGK, davacının amacına ek tasfiye ile ulaşılabilecekse, terkin işleminin usulsüz olup olmadığını araştırmadan, daha pratik ve amaca uygun olan ek tasfiye kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.