İmar kirliliğine neden olma suçunda, suçun maddi unsurunu oluşturan fiilin 'bina' vasfında olup olmadığının tespiti neden önemlidir ve bu tespit hangi kanuni tanımlamalara göre yapılmalıdır? YCGK 2018/503 sayılı kararında bu konuda hangi ölçütlerin altı çizilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84536

Bu tespit önemlidir çünkü TCK m. 184/1, açıkça 'bina yapan veya yaptıran' kişiyi cezalandırmaktadır; 'yapı' yapanı değil. Bu ayrım, ceza hukukunun kanunilik ilkesinin bir gereğidir. YCGK 2018/503 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, 'bina' kavramı ceza kanununda özel olarak tanımlanmamıştır, bu nedenle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesindeki tanıma başvurulmalıdır. Bu maddeye göre bina, 'Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır'. Kararda, ruhsata uygun bir binada sonradan yapılan değişikliklerin suç oluşturup oluşturmadığının, bu değişikliklerin niteliğine göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay uygulamalarına göre, bir değişikliğin 'bina' vasfında sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesinde; binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya alan kazanma (ilave kullanım alanı) niteliğinde olup olmadığı gibi ölçütler dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla, her tadilat TCK m. 184 kapsamında suç oluşturmaz; eylemin 'bina' vasfını taşıması veya binanın taşıyıcı sistemini etkileyen 'esaslı tadilat' olması gerekir.