İmar kirliliğine neden olma suçunda (TCK m. 184), ruhsatlı bir binanın balkonlarının kapatılması eyleminin 'bina yapma' olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususundaki hukuki tartışmayı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/176 E., 2018/503 K. sayılı kararı ışığında analiz ediniz. Bu tür bir olayda mahkemenin hangi araştırmaları yapması zorunludur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/176 E., 2018/503 K. sayılı kararına göre, ruhsatlı bir binanın balkonlarının kapatılması eylemi, tek başına TCK m. 184 kapsamında 'bina yapma' suçunu oluşturmaz. Kararda, bu tür eylemlerin suç teşkil edip etmediğinin tespiti için eksik araştırma yapılmaması gerektiği vurgulanmıştır. TCK m. 184, 'bina' yapmayı suç olarak tanımlarken, İmar Kanunu m. 5 'bina'yı 'kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri...' yapılar olarak tanımlar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazında belirtildiği gibi, mevcut bir binanın bölümündeki tadilatlar her zaman yeni bir bina inşası anlamına gelmez ve bu eylemler 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca idari yaptırıma tabi olabilir. Ceza Genel Kurulu, bu nedenle mahkemenin öncelikle bilirkişi incelemesi yaptırarak, ruhsata aykırı imalatların yapım tarihini ve en önemlisi binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediğini teknik verilere dayalı bir raporla tespit etmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu unsurlar tespit edilmeden, sadece kapalı alan oluşturulduğu gerekçesiyle hüküm kurulması 'eksik araştırma' nedeniyle usul ve kanuna aykırıdır.