TCK madde 109'da düzenlenen 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu'nun temel kastını oluşturan 'bilme ve isteme' unsurlarını, failin 'uyuşturucu madde etkisiyle' gerçekleştirdiği eylemlerde Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/372 E., 2021/22 K. sayılı kararı bağlamında analiz ediniz. Bu kararda, uyuşturucu madde kullandıktan sonra araç kullanan ve bir kişiyi araç altında bırakarak ölüme neden olan sanığın eylemi neden 'olası kast' olarak nitelendirilmiştir?
TCK madde 21'e göre kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Failin alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında olması, bu 'bilme ve isteme' unsurlarının tespiti açısından karmaşıklık yaratabilir. Ancak, Yargıtay'ın yaklaşımına göre, bu tür maddelerin etkisi altındayken dahi failin davranışları ve neticeye karşı takındığı tutum belirleyicidir. **Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Yaklaşımı (2019/372 E., 2021/22 K.):** Bu kararda, sanığın uyuşturucu madde temin ettikten sonra bir kişiyle birlikte uyuşturucu kullandığı, ardından polis aracı zannettiği bir araç görünce kaçmaya çalıştığı sırada yolcu koltuğundaki kişinin araçtan inip tekrar binmeye çalışırken yere düştüğü, arka tekerlek altında kalarak yaralandığı ve sanığın bunu görmesine rağmen hızını azaltmayıp yoluna devam ettiği ve ölüme neden olduğu olay incelenmiştir. Yargıtay, bu eylemi 'olası kastla öldürme' suçu olarak nitelendirmiştir. **'Bilme ve İsteme' (Kast) Unsurları ve Olası Kast:** 1. **Öngörme:** Sanık, uyuşturucu maddenin etkisi altında olmasına rağmen, aracın sağ ön yolcu kısmında bulunan kapıyı açıp araca tekrar binmeye çalışan ölenin yere düşüp araç altında kalarak ölebileceğini 'öngörmüştür'. Bu, alkol veya uyuşturucu maddenin, kişinin öngörme yeteneğini tamamen ortadan kaldırmadığı, ancak kişinin tehlikeli bir durumu fark etme yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir. Kanuni olarak, uyuşturucu madde etkisiyle araç kullanmanın yaratacağı tehlikeler genel olarak öngörülebilir kabul edilir (2918 sayılı KTK 48. madde). 2. **Kabullenme (İstememe Değil):** Karar, sanığın öngördüğü muhtemel neticeyi 'engelleme çabasının ya da neticeyi göze almadığına dair bir davranışının da bulunmadığı', yani 'gerçekleşen muhtemel neticeye kayıtsız kalarak bunu kabullendiği' sonucuna varmıştır. Sanık fren yapmamış veya hızını azaltmamıştır. Bu durum, failin neticeyi istemediğini gösteren 'bilinçli taksir'den farklıdır. Olası kastta, fail neticeyi doğrudan istemese de, neticenin meydana gelme ihtimaline karşı 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket etmeye devam eder ve onu kabullenir. **Sonuç:** Uyuşturucu madde etkisi altında olmak, tek başına kastın varlığını ortadan kaldırmaz. Önemli olan, failin eyleminin, maddenin etkisi altında bile olsa, neticeyi öngörme ve bu neticeyi kabullenme düzeyine ulaşıp ulaşmadığıdır. Bu kararda, sanığın bilinci tamamen kapalı olmasa da, tehlikeli davranışı sürdürmesi ve neticeyi engellemeye yönelik çaba göstermemesi, olası kastın temelini oluşturmuştur.