TCK madde 21'de düzenlenen 'kast' kavramı açısından, 'alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçunda (TCK 179/3) failin kast türünün (doğrudan, olası veya bilinçli taksir) belirlenmesinde 'alkol miktarı'nın ve 'emniyetli sürüş yeteneğini olumsuz etkileme' durumunun nasıl bir rol oynadığını Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/545 E., 2019/504 K. sayılı kararı bağlamında analiz ediniz. Özellikle, 1.00 promil üzeri alkolün hukuki yorumunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #83121

TCK madde 179/3, 'alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi'nin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işleyeceğini düzenler. Bu suçun manevi unsuru olan kastın (TCK 21) belirlenmesi, failin alkolün etkisiyle sürüş yeteneğinin nasıl etkilendiği ve neticeye karşı takındığı tutumla doğrudan ilişkilidir. **Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Yaklaşımı (2018/545 E., 2019/504 K.):** Bu karar, sanığın 2.46 promil alkollü olarak, hız limitinin çok üzerinde (140 km/saat), kırmızı ışık ihlalleri yaparak, makas atarak seyretmesi, araçtakilerin yavaşlama uyarılarına rağmen müziğin sesini açıp devam etmesi ve kırmızı ışıkta bekleyen araçların arasına girerek kaza yapıp ölüme neden olması olayını ele almıştır. Yargıtay, bu durumda sanığın 'olası kastla öldürme' suçunu işlediğine hükmetmiştir. **Alkol Miktarı ve 'Emniyetli Sürüş Yeteneği'nin Rolü:** 1. **Hukuki Kabul (1.00 Promil Üzeri):** 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca, 'yapılan tespit sonucunda alkol miktarı 1,00 promilin üzerinde çıkan sürücüler hakkında TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanacağı' belirtilir. Yargıtay, 1.00 promil ve üzeri kan alkol düzeyine sahip sürücülerin 'bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarını ve bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin kabulü gerektiğini' ifade etmektedir. Bu, yasal bir varsayım niteliğindedir; yani bu seviyedeki alkol, emniyetli sürüş yeteneğinin kaybolduğunu gösterir. 2. **Kastın Belirlenmesi:** Yargıtay, bu tür durumlarda kast türünü belirlerken şu kriterleri kullanır: * **Neticeyi Öngörme:** Yüksek derecede alkol almış ve tehlikeli sürüş davranışları sergileyen bir kişinin, kaza ve ölüm/yaralanma gibi ağır neticeleri öngörebilir olduğu kabul edilir. * **Kabullenme (Olası Kast):** Sanığın, güvenli sürüş yeteneği ortadan kalkmış bir vaziyette, yasal hız limitlerinin çok üzerinde, trafik kurallarını (kırmızı ışık, şerit ihlali) hiçe sayarak seyretmesi, uyarıları dikkate almaması ve öngördüğü muhtemel neticeyi engellemeye yönelik (fren yapma, hız azaltma gibi) herhangi bir çaba göstermemesi durumunda, failin bu neticeyi 'kabullendiği' (yani 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket ettiği) sonucuna varılır ve 'olası kast' kabul edilir. * **Bilinçli Taksirden Farkı:** Eğer fail neticeyi öngörmesine rağmen 'istememiş' ve neticeyi önlemek için bir çaba göstermiş olsaydı (örneğin kazayı gördüğünde frene basmış olsaydı), bu 'bilinçli taksir' olabilirdi. Ancak somut olaydaki gibi 'hiçbir kural tanımadan hareketlerini sürdürmesi ve öngördüğü neticeyi engelleme çabasının bulunmaması' olası kastı gösterir. Bu karar, alkolün tek başına doğrudan kast anlamına gelmediğini, ancak alkol etkisiyle birlikte sergilenen ağır ve umursamaz sürüş davranışlarının, failin öngördüğü muhtemel neticeleri kabullendiği anlamına gelebileceğini ve bu durumda olası kastla sorumluluğun doğacağını açıkça ortaya koymaktadır.