TCK madde 109'da düzenlenen 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu'nun kesintisiz (mütemadi) bir suç olması prensibinin, suçun tamamlanma, sona erme ve zamanaşımı süreleri üzerindeki etkilerini Yargıtay içtihatları ışığında detaylı olarak açıklayınız.
TCK madde 109'da düzenlenen 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu', madde gerekçesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (örneğin Ceza Genel Kurulu 2018/3 E., 2020/454 K. ve 2019/494 E., 2021/41 K.) tarafından 'kesintisiz' (mütemadi) bir suç olarak kabul edilmektedir. **Kesintisiz Suçun Anlamı:** Kesintisiz suçlar, icra hareketlerinin devamlılık arz ettiği suçlardır. Bu suçlarda hukuka aykırı durum belirli bir süre devam eder ve suçun tamamlanması anı ile sona erme anı birbirinden farklıdır. Suçun hukuka aykırı sonucu (hürriyetten yoksun bırakma) devam ettiği sürece suç da devam etmektedir. **Suçun Tamamlanma ve Sona Erme Anları:** * **Tamamlanma Anı:** Mağdurun hürriyetinin hukuka aykırı olarak kısıtlandığı ilk andır. Örneğin, kişinin bir yere kapatılması veya bir yerden ayrılmasının engellenmesiyle suç tamamlanır. * **Sona Erme Anı:** Mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu veya hürriyetini kısıtlayan durumun ortadan kalktığı andır. Bu an, suçun işlenmesinin sona erdiği ve zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlayacağı andır. Suç tamamlandıktan sonra kısa sürede bitebileceği gibi, günlerce, haftalarca hatta aylarca da sürebilir. **Zamanaşımı Süreleri Üzerindeki Etkisi:** Kesintisiz suçlarda zamanaşımı süresi, suçun icra hareketlerinin sona erdiği (suçun bittiği) tarihten itibaren işlemeye başlar. Yani, mağdurun hürriyetine kavuştuğu veya alıkoyma fiilinin fiilen sona erdiği tarihten itibaren TCK'nın ilgili maddelerinde öngörülen zamanaşımı süreleri hesaplanır. Örneğin, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/1184 E., 2017/2759 K. sayılı kararında, eski TCK dönemindeki kız ve kadın kaçırma suçunda (şimdiki TCK 109'a tekabül eden eylem) zamanaşımı hesaplaması yapılırken, sanığın savunmasının alındığı tarih ile hüküm tarihi arasındaki süreye bakılarak zamanaşımının geçip geçmediği değerlendirilmiştir. Bu, eylemin fiilen ne zaman sona erdiğinin zamanaşımı açısından belirleyici olduğunu gösterir. Bu prensip, ceza yargılamasında suçun işlendiği zamanın doğru tespit edilmesi ve buna bağlı olarak zamanaşımı gibi usuli engellerin doğru uygulanması açısından hayati öneme sahiptir.