TCK madde 109'daki 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunun maddi unsuru olan 'fiil'in, 'doğrudan doğruya veya dolaylı hareketlerle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebileceği' prensibini Yargıtay'ın 6. Ceza Dairesi'nin 2017/959 E., 2017/959 K. sayılı kararındaki 'kapıyı dışarıdan kapatıp ayrılma' eylemi bağlamında değerlendiriniz. Bu eylemde suçun oluşumu için 'mağdurun çevrede hareket edebilme, yer değiştirme hürriyetinin hukuka aykırı olarak kaldırıp ve/veya kısıtladığından bahsedilip bahsedilemeyeceği' kriterini tartışınız.
TCK madde 109'da düzenlenen 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu'nun maddi unsuru, 'bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak' fiilidir. Yargıtay, bu fiilin 'serbest hareketli' bir suç olduğunu ve 'doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak' gerçekleştirilebileceğini kabul eder (YCGK 2018/3 E., 2020/454 K.). Suçun oluşması için mağdurun mutlaka kapalı bir yere kapatılması gerekmez; aleni bir yerde tutma veya bir yere gitmekten men olunması da yeterlidir. **Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin Yaklaşımı (2016/6835 E., 2017/959 K.):** Bu karar, 'kapıyı dışarıdan kapatıp ayrılma' eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmayacağını incelemiştir. Olayda, sanıklar bir aracı hurda olarak mağdura satmak istemiş, mağdurun karşı çıkması üzerine darp edip parasını almış ve mağdurun arkalarından takibini yavaşlatıp kaçmak için kulübenin kapısını dışarıdan kapatıp ayrılmışlardır. Mağdur ise kapının dışarıdan kapandığını anlayıp, yere yakın olan pencereye yönelip dışarı çıkabilmiş, ancak sanıkları yakalayamamıştır. **Suçun Oluşumu İçin Kriter:** Yargıtay, bu somut olayda 'sanıkların takiplerini yavaşlatmak ve/veya kısa süreliğine kesintiye uğratmak için geliştirdikleri eylemlerinde mağdurun çevrede hareket edebilme, yer değiştirme hürriyetinin hukuka aykırı olarak kaldırıp ve/veya kısıtladıklarından bahsedilemeyeceği düşünülmeden yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesi'ni bozma nedeni saymıştır. Bu karar, 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunun oluşabilmesi için fiilin gerçekten ve somut olarak mağdurun hareket özgürlüğünü hukuka aykırı biçimde ortadan kaldırması veya önemli ölçüde sınırlaması gerektiğini vurgular: * **Gerçek ve Önemli Kısıtlama:** Suçun oluşması için mağdurun hareket özgürlüğünün sadece 'bir an için' veya kolayca giderilebilecek şekilde engellenmesi yeterli değildir. Engellemenin, suçun oluşması için gerekli ağırlık, önem ve ciddiyeti taşıması gerekir. Olayda mağdurun kısa sürede pencereden dışarı çıkabilmesi, bu ağırlığın oluşmadığını göstermiştir. * **Fiilin Amacı ve Sonucu:** Sanıkların amacı mağduru tamamen alıkoymak değil, sadece 'takiplerini yavaşlatmak ve/veya kısa süreliğine kesintiye uğratmak'tır. Bu amaçla yapılan eylemin, mağdurun 'çevrede hareket edebilme, yer değiştirme hürriyetini hukuka aykırı olarak kaldırma veya kısıtlama' sonucunu doğurmaması, suçun maddi unsurunun oluşmadığı anlamına gelir. Bu karar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yorumlanmasında, fiilin gerçekte ne kadar bir kısıtlama yarattığının ve bu kısıtlamanın niteliğinin titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.