TCK madde 21'de düzenlenen 'kast' kavramı, failin 'sopa ile vurma' eylemi gibi durumlarda, hedef kişi yerine olayla ilgisi olmayan üçüncü bir kişinin yaralanmasına neden olması halinde nasıl belirlenir? Bu durumda 'olası kast'ın (TCK 21/2) uygulama alanını Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2014/36953 E., 2015/10823 K. sayılı kararı bağlamında tartışınız.
TCK madde 21'de düzenlenen kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Failin belirli bir kişiye yönelik eylemi, öngörmediği ancak öngörmesi gereken veya öngörse de kabullendiği başka bir kişinin zarar görmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle 'sapma' (aberatio ictus) hallerinde kastın belirlenmesini karmaşık hale getirir. **Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Yaklaşımı:** Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2014/36953 E., 2015/10823 K. sayılı kararı, tam da bu tür bir durumu ele almıştır. Kararda, suça sürüklenen çocuk ile tanık arasında langırt yüzünden çıkan kavgada, suça sürüklenen çocuğun tanık H.'ye sopa ile vurmak istediği sırada, sopanın kavgayı ayırmak isteyen ve olayla ilgisi bulunmayan mağdur İ.'in başına isabet etmesi sonucu yaralanmasına neden olduğu olay incelenmiştir. Mahkeme, bu olayda 'suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 21/2. maddesi gereğince olası kast hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılmaması'nı bozma nedeni saymıştır. Bu karar, şu prensipleri ortaya koymaktadır: * **Hedef Sapması Durumu:** Failin eylemi belirli bir kişiye (burada tanık H.'ye) yöneliktir. Ancak, bu eylem sonucunda öngörülen hedefin dışında başka bir kişi (mağdur İ.) zarar görmüştür. Bu, klasik bir hedef sapması durumudur. * **Olası Kastın Uygulanma Alanı:** Yargıtay'ın bu kararı, failin hedefindeki kişiyi yaralama kastıyla hareket ederken, olay yerinde kavganın tarafı olmayan ancak kavgayı ayırmaya çalışan veya olay yerinde bulunan başka kişilerin de zarar görebileceğini öngörmesine rağmen, bu neticeyi kabullenerek fiili işlemeye devam etmesi halinde (yani 'olursa olsun' düşüncesiyle), mağdur İ.'in yaralanması açısından 'olası kastla yaralama' suçunun oluşabileceğine işaret etmektedir. Eğer fail, o anki koşullarda üçüncü bir kişinin de zarar görebileceğini öngörmemiş veya öngörmekle yükümlü olsaydı ve istememiş olsaydı, taksirle yaralama söz konusu olabilirdi. Sonuç olarak, bu karar, failin kastının belirlenmesinde sadece doğrudan hedefi değil, aynı zamanda eyleminin muhtemel yan sonuçlarını da değerlendirmesi gerektiğini ve bu tür durumlarda olası kast hükümlerinin titizlikle incelenmesi gerektiğini göstermektedir.