TCK madde 21'de tanımlanan 'kast'ın, suçun kanuni tanımındaki unsurların 'bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi' koşulunu, 'Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu' kapsamında telif hakkı ihlali suçlarında (örneğin izinsiz müzik dinletme) nasıl uygulandığını Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/12265 E., 2017/5471 K. sayılı kararı bağlamında açıklayınız. Bu tür suçlarda 'suç kastı'nın varlığının tespiti için hangi kriterler esas alınmaktadır?
TCK madde 21/1'e göre, suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır ve kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların 'bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir'. Bu ilke, telif hakkı ihlali suçlarında da geçerlidir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/12265 E., 2017/5471 K. sayılı kararı, bir işyerinde izinsiz radyo yayını aracılığıyla müzik dinletme eylemini ele alarak 'suç kastı'nın tespitinde önemli kriterler ortaya koymuştur. **Olayın Özeti ve Yargıtay'ın Değerlendirmesi:** Karara konu olayda, sanık birahane işletmecisinin, radyodan yapılan yayın aracılığıyla telifli müzik eserlerini müşterilerine dinlettiği iddia edilmiştir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) uyarınca, umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanılması ve/veya iletilmesi için hak sahiplerinden veya meslek birliklerinden izin alınması ve bedelinin ödenmesi zorunludur (FSEK 41. ve 43. maddeler). Ancak Yargıtay, bu durumda sanığın cezai yönden sorumlu tutulması için TCK 21'de düzenlenen 'kastının' bulunup bulunmadığını incelemiştir. **'Suç Kastı'nın Tespiti İçin Kriterler:** Yargıtay, sanığın 'yayın akışı ve koşulları hususunda hiçbir tasarruf yetkisi bulunmaksızın, bir müzik eserini radyodan yapılan yayın aracılığıyla işletmesinde müşterilerine dinletmekten ibaret eyleminin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, tazmini anlamda sorumluluğundan bahsedilebilirse de, cezai yönden suç kastı bulunmadığı' sonucuna varmıştır. Bu değerlendirmede aşağıdaki kriterler etkili olmuştur: 1. **Fiili Kontrol ve Tasarruf Yetkisi:** Sanığın, radyodan çalan müziğin içeriği, yayının telif haklarına tabi olup olmadığı, hangi eserlerin çalınacağı gibi konularda doğrudan bir kontrol veya tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Radyo yayınları, genellikle şifresiz ve abonelik esasına bağlı olmadan ulusal/bölgesel olarak yapılır ve dinleyici/izleyici kitlesini kapsama alanındaki herkes olarak belirler. 2. **'Bilme ve İsteme' Unsurunun Yokluğu:** Sanığın, FSEK hükümlerine aykırı olarak bilerek ve isteyerek bir telif hakkı ihlali fiili gerçekleştirdiği (yani TCK 21/1'deki kastın) somut olarak ortaya konulamamıştır. İşletmecinin amacı, radyo dinleterek müşteri çekmek ve genel bir ambiyans sağlamaktır; telif hakkını ihlal etmek değildir. 3. **Hukuki İhtilaf vs. Cezai Sorumluluk:** Yargıtay, bu tür durumların genellikle hukuki ihtilaf (tazminat sorumluluğu) niteliğinde olduğunu, ancak cezai sorumluluk için gerekli olan 'kast'ın (suç kastı) somut olayda oluşmadığını belirtmiştir. Bu karar, kastın tespiti için sadece fiilin dışsal görünüşünün değil, failin iç dünyasındaki 'bilme ve isteme' unsurlarının da somut delillerle ortaya konulması gerektiğini göstermesi açısından önemlidir. Radyo yayını dinletme eylemi, her zaman telif hakkı ihlali suçuna ilişkin kastı içermeyebilir.