Ceza hukukunda 'suça teşebbüs' (TCK 35) ile 'kast' arasındaki ilişkiyi açıklayarak, 'olası kastla işlenen bir suça teşebbüsün mümkün olup olmadığı' hususunu Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve doktrindeki tartışmalar ışığında değerlendiriniz.
Suça teşebbüs (TCK 35/1), 'Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur' şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım, teşebbüsün ancak 'kasten' işlenen suçlar bakımından mümkün olduğunu açıkça ortaya koyar. Ancak, burada kastedilen kastın 'doğrudan kast' mı, yoksa 'olası kast'ı da kapsayıp kapsamadığı tartışmalıdır. **Yargıtay'ın Yaklaşımı ve Doktrindeki Tartışma:** Yargıtay'ın yerleşik içtihadı ve doktrinde ağırlıklı görüş, 'olası kast netice ile belirlenir' kuralına dayanır. Bu kurala göre, olası kastla işlenen bir suç açısından, netice gerçekleşmeden faili cezalandırmak mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/414 E., 2017/554 K. sayılı kararı ve 2015/13-331 K., 2017/30 K. sayılı kararları da bu hususu netleştirmiştir. Bu kararlarda belirtildiği üzere: * Olası kastla işlenen suçlara teşebbüs olmaz. Zira olası kastın özünde, failin muhtemel neticenin gerçekleşmesini kabullenmesi yatar; ancak bu kabullenme, netice gerçekleştiğinde sorumluluğu doğurur. Netice gerçekleşmediği takdirde, failin iç dünyasındaki 'olursa olsun' düşüncesinin dış dünyaya yansıyan somut bir hukuka aykırılık teşkil etmediği kabul edilir. * TCK 35. maddesi her ne kadar 'kast'tan bahsetse de, kastın çeşidi yönünden bir ayrım yapmamış olsa da, 'işlemeyi kastettiği' ibaresi, failin belli bir sonucu doğrudan hedeflediğini ima eder. Olası kastta ise failin doğrudan hedeflediği değil, muhtemel gördüğü ve kabullendiği bir sonuç söz konusudur. * Aksi takdirde, yani olası kastla işlenen suçlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanması halinde, sorumluluk alanı 'katlanılamayacak ölçüde genişletilmiş' olur (İzzet Özgenç, Mahmut Koca-İlhan Üzülmez). Failin muhtemelen sebebiyet vereceği bir neticeden sırf teşebbüs hükümlerine göre sorumlu tutulması, ceza hukukunun temel prensipleriyle bağdaşmaz. Dolayısıyla, Türk hukuk sisteminde, olası kastla işlenen suçlarda teşebbüsün mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Teşebbüs, yalnızca 'doğrudan kast' ile işlenen suçlar bakımından uygulanabilir.