HMK madde 115 kapsamında, tüzel kişiliklerin sona ermesi ve buna bağlı olarak 'taraf ehliyeti'nin kaybedilmesi durumunda, davanın akıbeti ne olur? Özellikle tasfiye halindeki kooperatifler veya belediyeler gibi kamu tüzel kişilikleri özelinde Yargıtay kararları ışığında değerlendiriniz. Bu durumun 'temsilde hata' ile nasıl ayırt edildiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #83033

HMK madde 114/1-d uyarınca 'taraf ve dava ehliyeti', davanın temel şartlarından biridir ve HMK 115/1 uyarınca mahkemece her aşamada re'sen incelenir. Tüzel kişiliğin sona ermesi (örneğin tasfiye veya idari düzenlemelerle kaldırılma) o tüzel kişiliğin taraf ehliyetini kaybetmesine yol açar ve bu durum dava şartı yokluğu anlamına gelir. **Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi ve Davanın Akıbeti:** 1. **Tasfiye Halindeki Kooperatifler:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/489 E., 2018/1176 K. sayılı kararı, tasfiye edilen bir kooperatifin ticaret sicilinden terkin edilmesinin açıklayıcı nitelikte olduğunu ve tüzel kişiliğini sona erdirmediğini vurgulamıştır. Tüzel kişiliğin sona erebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri tamamlanmamış ve alacak/borç durumu ortaya çıkmışsa, kooperatifin 'ihyası' (yeniden sicile kaydı) talep edilebilir. Bu durumda, davacıya kooperatifin ihyasının sağlanması için süre verilmeli, ihya kararı verilirse davaya kooperatif tüzel kişiliğine karşı devam edilmeli; aksi takdirde dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilmelidir. Karar, icra takibinin ilk başladığı tarihte kooperatifin terkin edilmediği halde, takibin yenilendiği tarihte terkin edilmiş olmasının bu prensibi değiştirmeyeceğini de belirtmiştir. 2. **Kamu Tüzel Kişiliklerinin Kaldırılması (Örn: Belediyeler, İl Özel İdareleri):** Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/335 E., 2017/6373 K. sayılı kararı ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/7250 E., 2017/1703 K. sayılı kararı, 6360 sayılı Kanun ile köy tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve büyükşehir belediyelerine devredilmesi gibi durumlarda, eski tüzel kişiliğin yerine ilgili büyükşehir veya ilçe belediyelerinin taraf olması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda da 'taraf teşkili'nin yeniden sağlanması, yani doğru hasımın davaya dahil edilmesi için süre verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. **'Temsilde Hata' ile Farkı:** 'Temsilde hata', husumetin doğru hasıma yöneltildiği, ancak bu hasmın temsilcisinde (örneğin, yetkisiz bir vekil veya organ) hata yapıldığı durumlardır. Bu durumda davanın 'dava ve taraf ehliyeti' noksanlığı nedeniyle reddi yerine, davanın gerçek temsilciye yöneltilmesi (doğru temsilcinin tespiti ve davaya dahil edilmesi) gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş görüşüdür. Tüzel kişiliğin tamamen ortadan kalkması ise, temsilde hata değil, doğrudan taraf ehliyeti yokluğudur.