TCK madde 109/3-f bendinde yer alan 'Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı' işlenmesi nitelikli halini, mağdurun rızasının hukuken geçerliliği açısından 15 yaşını tamamlamamış ve tamamlamış çocuklar özelinde inceleyiniz. Bu durumun TCK madde 26/2 (ilgilinin rızası) ile ilişkisini açıklayınız.
TCK madde 109/3-f bendinde yer alan bu nitelikli hal, mağdurun şahsı itibarıyla cezanın artırılmasını gerektiren bir seçimlik unsurdur. Mağdurun rızası, hukuka uygunluk nedenlerinden biri olup (TCK 26/2), 'kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez' hükmünü içerir. Ancak çocukların rızası her durumda geçerli değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2015/267 K. sayılı kararı) yaklaşımına göre, Türk Ceza Kanunu'nda çocuk kavramı iki kategoride ele alınmıştır: 1. **Onbeş yaşını tamamlamamış çocuklar:** Bu çocukların kendi iradeleriyle serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibarıyla üzerinde mutlak surette tasarruf edebilecekleri bir hak değildir. Dolayısıyla, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemez. Rızaları olsa dahi bu suç oluşur. 2. **Onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış çocuklar:** Bu çocuklara karşı işlenen suçlarda ise, mümeyyiz (ayırt etme gücüne sahip) olmaları halinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir. Kanun koyucu, 15 yaşını tamamlamamış çocukların cinsel istismarı suçlarında rızayı geçersiz sayarken (TCK 103/1-a), 15 yaşını bitirmiş çocukların cinsel davranışlarında rıza varsa cinsel istismarı suç kapsamına almamış (TCK 103/1-b'den farklı olarak 104. maddeye gönderme yapmıştır), bu da onların belirli konulardaki rızalarına önem verildiğini gösterir. Bu prensip, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından da uygulanır. Ancak Yargıtay, 15 yaşından küçük mağdurenin cinsel amaçlı alıkonulmasında rızanın hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir (YCGK 2015/267 K.).