Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun 'yağma' suçu ile ilişkisini, özellikle icra hareketlerinin örtüşmesi durumunda hangi suçun oluşacağına dair Yargıtay'ın içtima prensiplerini dikkate alarak açıklayınız. Ayrıca, cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları arasındaki ilişkiyi de değerlendiriniz.
Yağma suçu (TCK 148), başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Yağma, hırsızlık ile cebir/tehdit suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suçtur. TCK madde 42 uyarınca, biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturan suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz ve tek bir suç (bileşik suç) oluşur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (örneğin 2019/1 E., 2019/1 K. sayılı kararı) kararlarında da belirtildiği üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Mal alındıktan sonra bunu geri almak isteyene karşı cebir veya tehdit kullanılması ise ayrı suçların oluşmasına neden olur (gerçek içtima). Dolayısıyla, mal elde etme amacı güden ve bu amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılan eylem, yağma suçunu oluşturur ve hürriyetten yoksun kılma eylemi yağmanın unsuru içinde erir. Cinsel saldırı suçu (TCK 102) ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu arasındaki ilişki de benzer prensiplere tabidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/596 E., 2022/767 K. sayılı kararı) uygulamalarına göre, kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde (örneğin cinsel saldırı veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri) ayrı bir suç oluşturmaz. Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır. Yani, hürriyetten yoksun kılma eylemi, cinsel saldırının zorunlu bir parçası ise tek suç (cinsel saldırı) oluşur; aksi takdirde (örneğin cinsel saldırı öncesi veya sonrası bağımsız bir alıkoyma süresi varsa) her iki suç da gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılır.