Sanık, öldürme kastıyla hareket ettiğini kabul etmekte ancak eyleminden sonra mağduru hastaneye götürerek hayatını kurtardığını, bu nedenle gönüllü vazgeçmeden yararlanması gerektiğini savunmaktadır. Savcılık ise, sanığın kastının en başından beri yaralamaya yönelik olduğunu, bu nedenle olayın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olduğunu iddia etmektedir. Bu iki farklı hukuki niteleme arasında, sanığa verilecek ceza açısından nasıl bir fark ortaya çıkar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #82768

İki niteleme arasında sanığa verilecek ceza açısından çok büyük bir fark ortaya çıkar. Eğer sanığın savunması (gönüllü vazgeçme) kabul edilirse, sanık TCK m.36 uyarınca kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmaz, sadece tamamlanmış olan kasten yaralama suçundan (örneğin TCK m.86/1, 87/1-d) ceza alır. Eğer savcılığın iddiası (kastın baştan beri yaralamaya yönelik olduğu) kabul edilirse, sonuç yine kasten yaralama suçundan (TCK m.86/1, 87/1-d) ceza verilmesi olur. Görüldüğü gibi her iki durumda da sanık yaralama suçundan ceza alacaktır. Ancak, eğer sanığın gönüllü vazgeçme savunması kabul edilmez ve eyleminin öldürmeye teşebbüs olduğu sonucuna varılırsa, TCK m.35 ve 81 uyarınca çok daha ağır bir ceza (9 yıldan 15 yıla kadar hapis) ile karşı karşıya kalır. Bu nedenle gönüllü vazgeçme savunması, teşebbüs suçlamasına karşı kritik bir savunma mekanizmasıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/gonullu-vazgecmede-akti-caba-sarti)