Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararından (E.2017/5, K.2018/7) sonra, aldatılan eşin üçüncü kişiye karşı açtığı manevi tazminat davalarının tamamen reddedilmesi gerektiği söylenebilir mi? Yoksa her olayın kendi özelinde değerlendirilmesi mi gerekir?
Davaların tamamen reddedilmesi gerektiği söylenemez; her olayın kendi özelinde değerlendirilmesi gerekir. YİBK kararı, 'salt evli bir kişiyle birlikte olmak' eyleminin tek başına tazminat sorumluluğu doğurmayacağını belirtmiştir. Ancak aynı kararda, eğer üçüncü kişinin bu eylemle bağlantılı olarak, aldatılan eşin kişilik haklarına yönelik bağımsız bir haksız fiili (konut dokunulmazlığını ihlal, hakaret, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal vb.) varsa, bu fiillerden dolayı tazminat sorumluluğunun doğacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemeler, her davada sadece aldatma olgusuna değil, üçüncü kişinin başka bir kişilik hakkı ihlali olup olmadığını da araştırmak zorundadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/ucuncu-kisiden-manevi-tazminat-talebi/)