Anayasa Mahkemesi'nin Ömer Sivrikaya başvurusunda, devletin Anayasa m.41'deki 'ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri alma' yükümlülüğü nasıl yorumlanmıştır? Bu yükümlülük, aldatma eylemine katılan üçüncü kişiye mutlaka bir yaptırım uygulanmasını gerektirir mi?
AYM, Anayasa m.41'deki bu pozitif yükümlülüğün, devlete geniş bir takdir alanı tanıdığını ve her ihlal iddiası için mutlaka belirli bir yaptırım (bu olayda üçüncü kişiye tazminat sorumluluğu) getirilmesini zorunlu kılmadığını belirtmiştir. Mahkemeye göre devlet, bu yükümlülüğünü, aldatılan eşe, kusurlu eşe karşı boşanma davası açma, bu davada maddi ve manevi tazminat talep etme gibi etkili hukuki yolları sunarak da yerine getirebilir. Yargı organlarının, üçüncü kişinin sorumluluğunu belirli şartlara bağlayan ve öngörülebilir olan içtihadı (YİBK kararı), devletin bu takdir alanını keyfi kullanmadığını göstermektedir. Dolayısıyla, üçüncü kişiye her durumda yaptırım uygulanmaması, tek başına m.41'in ihlali anlamına gelmez. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/ucuncu-kisiden-manevi-tazminat-talebi/)