Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2013 tarihli bozma kararında, mehir senediyle ilgili davada tanıkla ispatın mümkün olmadığı belirtildikten sonra, 'davalı tarafa ... yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak' karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, 'yemin' delilinin HMK'daki yerini nasıl konumlandırmaktadır?
Bu durum, yeminin (HMK m. 225 vd.) 'kesin delil' niteliğini ve diğer delillerle ispat edilemeyen bir vakıanın ispatındaki rolünü göstermektedir. HMK'ya göre, bir tarafın bir vakıayı başka delillerle (özellikle yazılı delilin zorunlu olduğu hallerde yazılı delille) ispatlayamaması durumunda, son çare olarak karşı tarafa yemin teklif etme hakkı vardır. Yargıtay'ın kararındaki mantık şudur: Davalı, mehir senedinde yazılı ziynetleri teslim ettiğini yazılı bir delille ispatlayamamıştır ve tanıkla ispatı da mümkün değildir. Ancak bu, davanın kesin olarak aleyhine sonuçlanacağı anlamına gelmez. Davalının, iddiasını ispat için başvurabileceği son bir hukuki imkan daha vardır: Yemin delili. Mahkeme, bu son imkanı davalıya hatırlatmadan, yani yemin teklif etme hakkını kullandırmadan davayı reddedemez. Bu, yeminin, diğer delillerin tükendiği noktada devreye giren ve tek başına davanın sonucunu belirleyebilen nihai bir delil olduğunu göstermektedir. (Kaynak: or.av.tr/bosanmada-mehir-alacagi/)