HMK m. 375/1-e bendine göre 'İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması' halinde yargılamanın iadesi istenebilir. Buradaki 'sabit olma' şartı ne anlama gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #82473

HMK m. 375/2'ye göre, bu bendin uygulanabilmesi için tanığın yalan tanıklık yaptığının 'kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması' şartı aranır. Yani, aleyhine hüküm kurulan tarafın, tanık hakkında yalan tanıklık (TCK m. 272) suçundan suç duyurusunda bulunması, bu suçtan kamu davası açılması ve tanığın bu suçtan mahkum olup, bu mahkumiyet kararının kesinleşmesi gerekir. 'Sabit olma' şartı, bu kesinleşmiş ceza mahkemesi kararını ifade eder. Ancak aynı fıkrada bir istisna da öngörülmüştür: Delil yokluğundan başka bir sebeple (örneğin af, ölüm, zamanaşımı) ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkumiyet kararı verilememişse, bu durumda ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde, yalan tanıklık olgusunun, doğrudan yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-379-talebin-on-incelemesi.html)