HMK m. 199'da 'delil' olarak kabul edilen bir 'ses kaydı'nın, bir sözleşmenin kurulduğunu veya içeriğini ispat gücü, bu kaydın 'tarafların ortak rızasıyla' alınıp alınmadığına göre nasıl değişir? Tek taraflı ve gizlice alınan bir ses kaydı, HMK m. 202 anlamında 'delil başlangıcı' olabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81903

Bu iki durum arasında, ses kaydının ispat gücü ve hukuki geçerliliği açısından dağlar kadar fark vardır. 1) **Tarafların Ortak Rızasıyla Alınan Ses Kaydı:** - **Geçerlilik:** Eğer bir sözleşme görüşmesi veya telefon konuşması, tüm tarafların açık veya zımni rızasıyla ve bu durumun bilinerek yapıldığı şekilde kaydedilmişse, bu kayıt hukuka uygun bir delildir. - **İspat Gücü:** Bu kayıt, HMK m. 199 anlamında bir 'belge'dir ve içeriğindeki beyanlar (sözleşmenin kurulduğuna, koşullarına, borç ikrarına vb. dair) 'takdiri delil' olarak mahkeme tarafından serbestçe değerlendirilir. Eğer kayıttaki beyanlar net ve tartışmasız ise, sözleşmenin varlığı veya içeriği konusunda güçlü bir kanıt oluşturur. Hatta, diğer delillerle desteklendiğinde, senetle ispatı gereken bir konuda dahi (eğer ses kaydı karşı taraftan sadır olan bir ikrar içeriyorsa) 'delil başlangıcı' olarak kabul edilebilir. 2) **Tek Taraflı ve Gizlice Alınan Ses Kaydı:** - **Geçerlilik:** Bu tür bir kayıt, kural olarak 'hukuka aykırı delil'dir. Çünkü kişinin rızası dışında sesinin kaydedilmesi, Anayasa m. 20 (özel hayatın gizliliği) ve m. 22 (haberleşmenin gizliliği) ile TCK m. 133'teki (kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması) suçunu ihlal eder. HMK m. 189/2 uyarınca, hukuka aykırı deliller mahkemede kullanılamaz. - **İspat Gücü:** Kural olarak hiçbir ispat gücü yoktur ve mahkeme tarafından dikkate alınmaz. - **Delil Başlangıcı Olma İhtimali (Çok İstisnai):** Yargıtay'ın çok istisnai olarak kabul ettiği, 'ani gelişen ve başka türlü ispatı mümkün olmayan bir haksız saldırıyı' (tehdit, şantaj gibi) kaydetme hali dışında, gizli bir ses kaydının 'delil başlangıcı' olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bir sözleşmenin kurulması veya içeriği, genellikle planlı bir hukuki işlemdir ve bunun ispatı için hukuka uygun yollar (yazılı sözleşme, tanık, e-posta teyidi vb.) mevcuttur. Bu nedenle, sözleşme görüşmelerini gizlice kaydetmek, Yargıtay'ın aradığı 'zorunluluk hali' istisnasına girmez. Bu tür bir kayıt, ne delil ne de delil başlangıcı olarak kabul edilir.