HMK m. 199'da sayılan 'senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler' ile 'elektronik ortamdaki veriler' arasında bir öncelik veya ispat gücü farkı var mıdır? Kanun koyucu neden elektronik verileri ayrıca ve özel olarak belirtme ihtiyacı duymuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81892

Hayır, HMK m. 199'da sayılan bu farklı belge türleri arasında, kanun metni açısından bir 'öncelik' veya 'ispat gücü hiyerarşisi' yoktur. Hepsi 'belge' olarak eşit statüdedir. Bir belgenin ispat gücünü belirleyen, onun türünden (kağıt mı, elektronik mi) ziyade, içeriği, kim tarafından oluşturulduğu, imzalı olup olmadığı, sahteliğe karşı ne kadar güvenceli olduğu gibi unsurlardır. Kanun koyucunun 'elektronik ortamdaki verileri' ayrıca ve özel olarak belirtme ihtiyacı duymasının nedenleri şunlardır: 1) **Teknolojik Gelişmelere Uyum:** HMK, 2011 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu tarihte, elektronik iletişim ve veri saklama yöntemleri (e-posta, SMS, dijital dokümanlar, veri tabanları vb.) hayatın her alanında yaygınlaşmıştı. Kanun koyucu, eski kanun dönemindeki tereddütleri gidermek ve delil sistemini bu teknolojik gerçekliğe uyumlu hale getirmek istemiştir. 2) **Kapsamı Netleştirme:** 'Senet, çizim, plan' gibi ifadeler daha çok geleneksel, fiziksel belgeleri çağrıştırırken, 'elektronik ortamdaki veriler' ifadesi, bu geleneksel anlayışın dışında kalan, dijital dünyadaki her türlü bilgi taşıyıcısını da 'belge' kapsamına aldığını açıkça ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde vurgulamak amacını taşır. Bu, 'belge' kavramının yorum yoluyla daraltılmasını önler. 3) **Geleceğe Yönelik Esneklik:** 'Elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları' ifadesi, gelecekte ortaya çıkabilecek yeni teknolojik ispat araçlarının da bu kapsama dahil edilebilmesine olanak tanır. Kısacası, kanun koyucu, elektronik verileri aşağılamak veya üstün tutmak için değil, delil kavramının çağın gereklerine uygun, geniş ve kapsayıcı bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için bu özel vurguyu yapmıştır.