TCK m. 105/2-a'da cinsel taciz suçunun nitelikli hali olarak 'kamu görevinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak' ile 'hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak' aynı bentte düzenlenmiştir. Bu iki durum arasındaki temel fark, failin hukuki statüsünde mi (kamu görevlisi mi, özel sektör çalışanı mı) yoksa ilişkinin niteliğinde mi yatmaktadır?
Bu iki durum arasındaki temel fark, öncelikle failin 'hukuki statüsünde' yatmaktadır, ancak bu statü, ilişkinin niteliğini de dolaylı olarak etkiler. - **Kamu Görevinin Sağladığı Kolaylık:** Bu halde fail, TCK m. 6/1-c anlamında bir 'kamu görevlisi' olmak zorundadır. Bu, failin, devlet otoritesini temsil eden ve kamusal bir faaliyet yürüten bir kişi olduğu anlamına gelir. Burada önemli olan, failin bu 'kamusal sıfatının' ve 'otoritesinin' mağdur üzerinde yarattığı etkidir. Mağdur, bir kamu görevlisine karşı daha çekingen, itaatkar veya güvenir bir konumda olabilir. Fail, bu kamusal gücü veya görevinin sağladığı özel imkanları (örneğin, bir kamu binasına erişim, resmi bilgiye ulaşım) cinsel taciz için bir kolaylık olarak kullanır. - **Hizmet İlişkisinin Sağladığı Kolaylık:** Bu halde ise fail, bir kamu görevlisi olmak zorunda değildir. Özel sektörde bir işveren, yönetici veya aynı işyerinde daha üst konumda bir çalışan olabilir. Burada önemli olan, İş Kanunu veya Borçlar Kanunu anlamında bir 'hizmet sözleşmesine' dayalı, genellikle bir 'bağımlılık' ve 'hiyerarşi' içeren bir ilişkinin varlığıdır. Fail, işe alma, işten çıkarma, ücret belirleme, terfi ettirme gibi yetkilerini veya işyeri ortamının sağladığı yakınlık ve denetim imkanını cinsel taciz için bir kolaylık olarak kullanır. Temel fark failin hukuki statüsündedir: Birinde 'devlet gücünü temsil eden kamu görevlisi', diğerinde ise 'özel hukuk ilişkisi içindeki işveren veya üst' söz konusudur. Ancak her iki durumda da ortak olan, failin sahip olduğu konumun (otorite, hiyerarşi, denetim gücü) veya ilişkinin (güven, yakınlık) cinsel taciz eylemini işlemesini kolaylaştırmasıdır.