TCK m. 105/1'deki basit cinsel taciz suçu şikayete bağlıyken, aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendindeki 'aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle' işlenen nitelikli halin re'sen soruşturulması, 'çocuk mağdurlar' açısından nasıl bir koruma mekanizması sağlar? Bu ayrımın, çocuğun şikayetçi olmaktan çekinebileceği veya baskı altında kalabileceği durumlar karşısındaki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81871

Bu ayrım, özellikle 'çocuk mağdurlar' açısından hayati bir koruma mekanizması sağlar. Aile içinde çocuğa yönelik cinsel taciz, genellikle çocuğun en güvendiği ve en bağımlı olduğu kişiler (ebeveyn, kardeş, yakın akraba) tarafından işlenir. Bu durum, çocuğun yaşadığı travmayı ve şikayetçi olma konusundaki engelleri katlayarak artırır. Bu ayrımın önemi şudur: 1) **Çocuğun Savunmasızlığı:** Çocuklar, özellikle küçük yaştakiler, yaşadıkları cinsel tacizi tam olarak adlandıramayabilir, bunun yanlış bir şey olduğunu anlayamayabilir veya utanç, korku, suçluluk gibi duygularla durumu gizleyebilirler. 2) **Failin Baskısı:** Failin aile içinden olması, çocuğun üzerinde yoğun bir duygusal ve fiziksel baskı kurmasını kolaylaştırır. Çocuk, fail tarafından tehdit edilebilir, 'aile sırrı' olarak olayı saklamaya zorlanabilir veya şikayetçi olması halinde daha kötü şeylerin olacağıyla korkutulabilir. 3) **Aile İçi Dinamikler:** Bazen diğer aile üyeleri de, ailenin dağılmasından veya toplumsal dışlanmadan korkarak, olayın üzerini örtmeye çalışabilir ve çocuğu şikayetçi olmaktan vazgeçirebilirler. Eğer bu nitelikli hal de şikayete bağlı olsaydı, yukarıda sayılan nedenlerle, aile içi cinsel taciz vakalarının çok büyük bir kısmı asla yargıya intikal etmez ve çocuklar korumasız kalırdı. Bu suçun re'sen soruşturulması, devletin, çocuğun şikayetine veya ailesinin rızasına bakmaksızın, bu en mahrem ve en tehlikeli alandaki istismara müdahale etme ve çocuğu koruma görevini yerine getirmesini sağlar. Bu, 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin ceza hukukundaki en önemli yansımalarından biridir.