Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (KMK) 13. maddesi uyarınca, bir nakil aracının müsaderesine karar verilebilmesi için, aracın sahibi olan 'üçüncü kişinin iyiniyeti' nasıl değerlendirilir? Araç sahibinin, aracını kiraladığı veya emanet verdiği kişinin daha önce kaçakçılık suçundan sabıkalı olduğunu bilmesi, tek başına onun 'kötü niyetli' olduğunu ispatlar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81866

Araç sahibi olan üçüncü kişinin 'iyiniyeti', TCK m. 54/1'deki genel kurala göre değerlendirilir. İyiniyet, kişinin, aracının bir suçta (kaçakçılıkta) kullanılacağını 'bilmemesi' ve 'bilebilecek durumda olmaması' anlamına gelir. Kötü niyetin ispatı ise, savcılığa aittir. Araç sahibinin, aracını kiraladığı veya emanet verdiği kişinin daha önce kaçakçılık suçundan sabıkalı olduğunu bilmesi, tek başına onun 'kötü niyetli' olduğunu ispatlamak için yeterli değildir, ancak önemli bir 'emare' teşkil eder. Mahkeme, bu durumu değerlendirirken şu ek unsurları da araştırmalıdır: 1) **Bilginin Kaynağı ve Kesinliği:** Araç sahibi, bu sabıka bilgisini gerçekten biliyor muydu, yoksa sadece bir duyum muydu? 2) **Taraflar Arasındaki İlişkinin Niteliği:** Kiralama profesyonel bir rent-a-car şirketi tarafından mı yapıldı, yoksa yakın bir arkadaşa veya akrabaya mı emanet verildi? İlk durumda, şirketin her kiralayanın sabıkasını sorgulama yükümlülüğü tartışmalı olabilirken, ikinci durumda daha fazla özen beklenebilir. 3) **Aracın Kullanım Amacı ve Süresi:** Araç ne amaçla ve ne kadar süreyle verilmişti? Veriliş amacı ile kaçakçılık eylemi arasında bir bağlantı kurulabiliyor mu? 4) **Diğer Şüpheli Durumlar:** Araç sahibi, daha önce de aracını aynı kişiye vermiş ve benzer olaylar yaşanmış mı? Aracın üzerinde kaçakçılığa elverişli özel bir tertibat (zula) var mıydı ve mal sahibi bundan haberdar mıydı? Kısacası, kişinin sabıkalı olduğunu bilmek, kötü niyet yönünde güçlü bir şüphe oluştursa da, mahkemenin tüm bu unsurları bir arada değerlendirerek, araç sahibinin, aracının o konkre olayda kaçakçılıkta kullanılacağını 'öngördüğü' veya 'öngörmesi gerektiği' sonucuna varması gerekir. Sadece sabıka bilgisi, otomatik bir kötü niyet karinesi yaratmaz; ancak ispat yükünü mal sahibi aleyhine kaydırabilir.