Anayasa Mahkemesi'nin, ceza yargılamasında 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlal edildiğine karar verdiği durumlarda (örn: Ruhşen Mahmutoğlu, Mustafa Doğan), bu ihlalin temel kaynağı genellikle mahkemenin 'delil toplama' veya 'delil değerlendirme' aşamasındaki hangi tür hatalarıdır?
Anayasa Mahkemesi'nin bu tür kararlarında ihlalin temel kaynağı, genellikle mahkemenin hem 'delil toplama' hem de buna bağlı olarak 'delil değerlendirme' aşamasındaki şu tür hatalarıdır: 1) **Savunmanın Esaslı Delil Toplama Taleplerinin Reddedilmesi veya Cevapsız Bırakılması:** Sanığın, suçsuzluğunu ispatlayabilecek veya mahkumiyetini etkileyebilecek, özellikle kendi imkanlarıyla elde edemeyeceği (MOBESE, HTS kaydı, banka bilgileri vb.) delillerin toplanması yönündeki taleplerinin, yetersiz, soyut veya keyfi gerekçelerle reddedilmesi veya hiç dikkate alınmaması. Bu, savunma makamının elini kolunu bağlayarak, iddia makamı karşısında dezavantajlı bir duruma sokar. 2) **Tek Taraflı Delil Değerlendirmesi:** Mahkemenin, sadece iddia makamının sunduğu delillere (iddianame, kolluk tutanakları, müşteki beyanları) odaklanması, bu delilleri sorgulamadan ve eleştirmeden kabul etmesi, buna karşılık sanığın sunduğu lehe delilleri veya aleyhe delilleri çürütmeye yönelik argümanları hiç tartışmaması veya geçiştirmesi. Bu, yargılamanın çelişmeli niteliğini ortadan kaldırır. 3) **Gerekçesizlik veya Yetersiz Gerekçe:** Mahkemenin, sanığın delil taleplerini neden reddettiğini veya sanığın savunma argümanlarını neden kabul etmediğini, somut, mantıksal ve denetime elverişli bir şekilde açıklamaması. 'Dosyadaki mevcut delil durumu', 'suçtan kurtulmaya yönelik savunma' gibi şablon ifadeler, gerekçeli karar hakkını ihlal eder. Bu hatalar bir araya geldiğinde, sanığın iddia makamıyla eşit koşullarda yargılanma ve savunma yapma imkanı ortadan kalkar, bu da 'silahların eşitliği' ilkesinin ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının özünün zedelenmesi anlamına gelir.